23 Kasım 2010 Salı

Bakımlı ayaklarla sağlıklı yürüyüşler

Yürüyüşler sağlığınız için çok önemli… Ancak bu yürüyüşlerde ayaklarınızın sağlığına ve bakımına da dikkat etmelisiniz.Su kabarcıkları: Derinin katmanları arasında sıvı birikmesi sonucu oluşur. Sık rastlanan, genellikle küçük yaralardır. Ayak derisinin basınç ve sürtünmeye maruz kaldığı her yerinde oluşabilir.

Eğer şeker hastalığınız varsa veya ayaklarınızdaki kan dolaşımı zayıfsa, su kabarcığı gibi küçük bir problem bile, enfeksiyonla birleşince ciddi sorunlar oluşturur. Şekere bağlı olarak ayak veya bacaktaki sinirlerin hasar görmesi, enfeksiyonu hissetmenizi engelleyebilir.
Kabarcıkları kontrol edin, kızarıklık veya cerahat olup olmadığına bakın. Kızarıklık olması veya cerahat toplanması, enfeksiyon belirtisidir. Vakit kaybetmeden bir doktora başvurun.

Nasır: Kalınlaşmış ve sertleşmiş deri çıkıntısıdır. Çoğunlukla ayak parmak eklemlerinin üzerinde görülür. Ayağa sıkı gelen, sert veya dar, keskin burunlu ayakkabılar ayak parmaklarını sıkıştırır ve hareketini engeller. Ayak parmaklarının üzerindeki deri ve deri altındaki dokular basınca uğrar. Ve sonuçta nasır gelişir.

Nasır, sık rastlanan, ancak basit bir sorundur. Nasırdan korunmak için ayak parmaklarınızı sıkıştırmayacak ayakkabılar giymelisiniz. Eğer ayağınıza uygun ayakkabılar giymeye başladıktan sonra da nasır şikayetiniz devam ediyorsa, bir uzmana danışın.

ÇEKİÇ PARMAK VE BUNYON: Bazen ayağa tam uymayan, ön tarafı dar ve sıkı ayakkabılar ayak parmaklarının yapısını bozar. Bunyon, ayak baş parmağında gelişir.
Parmak kemiğinde bir çıkıntı meydana gelir ve bu parmak bazen etrafındaki yumuşak dokuya basınç yaparak yara oluşumuna sebep olur. Ayak parmağı pençe gibi kıvrıldığında, ‘çekiç parmak’ denir. Ağrıya sebep olur ve parmağın hareketliliği kısıtlanır. En çok ikinci parmakta meydana gelir. Sıklıkla parmağın her iki eklemi de bu durumdan etkilenir.
Ayağa tam uymayan ayakkabılar, çekiç parmağın oluşmasında sık rastlanan sebeptir.
Parmağın şekline göre ayakkabı içine yerleştirilen küçük bir yastık tedavide yardımcı olur. Buna rağmen sorun devam ederse, doktorunuz cerrahi girişim önerebilir.

TIRNAK BATMASI: Tırnak batması parmakta kızarıklığa ve şişmeye neden olur. Genellikle ağrı meydana gelir. Bazen tırnağın etrafındaki dokuda iltihap gelişebilir. Tırnak batması, kenar kısmının doku içine doğru uzaması sonucu oluşur. Kendiniz halletmeye çalışmayın, doktorunuzdan yardım alın. Tırnak batmasını engellemek için ayak tırnaklarınızı dikkatli kesmelisiniz. Tırnaklarınızı, parmağınızın uç kısmına uysun diye çok kıvrımlı kesmeyin, dümdüz kesin. Tırnaklarınızı çok kısaltmamaya çalışın.
Sağlıklı yaşamın en büyük yardımcılarından biri tempolu yürüyüştür. Bu yürüyüş sırasında ayak sağlığınız, dolayısıyla giyeceğiniz ayakkabılar çok önemli. Sağlığıma katkıda bulunuyorum derken, yanlış ayakkabıyla yürüyüş yaparak kendinize zarar vermeyin. Yürüyüşe uygun, topuk kısmı esnek ve kalın olan, hatta içi hava dolu olan çok çeşitli yürüyüş ayakkabıları var. Bunların taban destekli olanları sizi daha da rahat ettirecektir.

Eğer ayaklarınızla ilgili herhangi bir probleminiz varsa en doğru yol, doktorunuzun önerilerine göre hareket etmektir.

Sağlıklı dişler için pratik öneri

İdeal ağız ve diş bakımı için sadece diş fırçalama ve diş ipi kullanımından daha fazlası gereklidir. İlerleyen yaşla beraber insanların çoğu dişlerini kaybedeceklerini düşünür, ama bunu önlemek kişinin elindedir.

Diş Hekimi Mehmet Zahid Kazandı, bu önerileri sıraladı:

1. Ağız sağlığını korumanın en önemli üç elemanı: Diş fırçası, diş macunu ve diş ipi
Ağız hijyeninin olmazsa olmaz en önemli üç bakım elemanı diş fırçası, diş macunu ve diş ipidir. Günde iki defa diş fırçalamak ve bir defa diş ipi kullanımı sağlıklı bir ağzın anahtarıdır. Bu alışkanlık çocuk yaşta kazanılırsa bireyler ilerleyen yaşlarda da sıkıntı yaşamaz.

2. Ağzınızı düzenli olarak kontrol edin
Diş hekimine düzenli olarak gitmeseniz de ağzınızı düzenli olarak kontrol edin. Kontrol zamanınız gelene kadar ağzınızda olan bir problemi fark etmeniz yapılacak tedaviyi daha kolay ve daha masrafsız hale getirebilir. Diş kırılması, dişetlerinde oluşan şişmeler, renkleşmeler ya da ağzınızda oluşan ve iyileşmeyen yaralar dikkatli bir şekilde kontrol ettiğinizde sizin gözlemleyip doktorunuza bildirebileceğiniz birçok durum arasındadır. Bu kontrol özellikle sigara içenler için daha önemlidir, ağız kanserine yakalanma açısından daha büyük risk taşıdıkları için aksatmadan bu kontrolleri yapmaları gerekir.

3. Sigaradan uzak durun
Sigara, vücudumuzdaki diğer organlar kadar dişlerimize de zarar verir. Sigara ağız içi kanser riskini önemli oranda artırır, dişeti hastalık-larının oluşmasına, dişlerde renkleşmeye ve nefesin kötü kokmasına neden olur.

4. Yemekten sonra su için
Yemek yedikten sonra diş için yapılacak en iyi davranış su veya süt içmektir. Yemekten sonra içilen bir bardak su, yemek parçalarını ağızdan uzaklaştırır ve ağızdaki asidik ortamı nötrler. Ayrıca süt içmek dişte kalsiyum oluşumuna katkıda bulunur.

5. Düzenli olarak diş hekiminizi ziyaret etmek
Diş hekimine yapılacak düzenli ziyaretler dişlerinizde oluşabilecek problemleri ve daha büyük sorunları önler.

AIDS’e antibiyotik tedavisi

Kullanımı yaygın olan ve ucuz bir antibyotiğin sayesinde, Afrika’da AIDS’den ölen Afrikalıların sayısında önemli düşüş sağlandığı bildirildi.

İngiliz tıp dergisi The Lancet’te yayımlanan bir araştırmaya göre, Afrika’da AIDS’e yakalanmış hastalara verilen Trimetoprim ve Sulfamid kombinasyonu olan cotrimoxazole adlı antibyotik, iyi sonuçlar verdi. Trimetoprim, özellikle idrar yolu enfeksiyonu tedavisinde kullanılıyor.

Kronik öksürükten kurtulma yolları

Türkiye’de sigara içsin ya da içmesin hemen herkesi etkileyen kronik farenjit, geçmeyen öksürüklere ve bitmeyen boğaz temizlemelerine dönüşüyor.

Hasta değilsiniz ancak öksürüğünüz geçmek bilmiyor. Zaman zaman bir yanma hissettiğiniz boğazınızda bir gıcık hali, sizi öksürmekle öksürmemek arasında tutuyor. Sanki boğazında birşey yapışmış ve “Öksürsem de çıkarsam” diyorsunuz. Alışkanlık haline gelmiş bir öksürük ve boğaz temizleme durumu var sizde, belki de sizin hiç fark etmediğiniz. İşte bütün bu şikayetlerin nedeni kronik farenjit.

Kronik farenjit, Türkiye’de sigara içsin ya da içmesin hemen herkesi etkileyen bir vaka. Etkilemesi için havanın kötü olması ya da çalışılan ortamda camların açılamıyor olması gerekmiyor. Çünkü bazen bir hastalığın devamında ortaya çıkıyor, bazen de genlerin getirdiği bir sorun oluyor. Peki tedavi edilemez mi? Bunun yanıtını Levent Cerrahi ve Tanı Merkezi’nden Kulak Burun Boğaz Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı Ahmet Hamdi Önay veriyor:

Farenjit nedir, insanlar neden farenjit olur?

Ağız boşluğunda yutma bölümünün ağızdan görünen kısmı farenks olarak adlandırılır. Farenjit bu bölgenin iltihaplanmasıdır. Nefes alındığında havanın ağız içinde çarptığı arka duvarın iltihabı olarak da ifade edebiliriz. Yutak bölgesinin iltihapları, ana başlık altında akut iltihaplar ve kronik iltihaplar olmak üzere iki bölüme ayrılır. Akut iltihaplar günlük virüsler ve bakteriler tarafından geçirilen enfeksiyonlar sonucunda olan iltihaplar. Kronik iltihaplar ise hiçbir zaman bir enfeksiyonla alakası olmayan, dış etmenlerden kaynaklanan, sigara içmek, kötü hava koşullarına (uzun süre maden ocağında çalışmak gibi) maruz kalmaktan kaynaklanan iltihaplar. Bazen de bu iltihaplanmalar alerjik nedene dayanabilir.

Kimler farenjit olur?

Farenjite kapalı ortamlarda çalışanlarda sık rastlanır. Nezle, grip, havadaki zararlı maddeler, sinüzit, alkol veya sigara farenjitin oluşmasında etkendir. Akut farenjitin sebebi çoğunlukla virüslerdir. Bazen bakteriler de bu hastalığa yol açabilirler. Kronik farenjitte ise yine virüsler rol oynasa da en büyük rolü çevresel faktörler oynar. Bunların en önemlileri sigara, alkol, alerji, geniz akıntısı, kuru ve kirli hava, burun tıkanıklığı, aşırı sıcak veya soğuk gıda ya da sıvı tüketimi, boğaz kazımanın aşırı olması, diş ve bademcik iltihaplarını sayabiliriz.

Sürekli öksürme ihtiyacının nedenleri nedir?

Öncelikle öksürüğün incelenmesi ve davranışsal bozukluk mu, alışkanlık mı, alerjik mi, psikolojik mi bunun araştırılması lazım. Nedenlerden biri kısır döngü olarak ortaya çıkabilir. O kısır döngü zincirine giren hastalar, ister alerjik olsun ister kötü hava koşulları olsun, geçirilen bir hadiseden sonra, boğaz kazıma ortaya çıkar. Bunun nedeni yutak bölgesindeki tahrişin kendi kendini onarmaya çalışmasıdır. Bu elimizdeki bir yaranın kabuk bağlaması gibidir. Boğazdaki iyileşme de kabuk olarak değil de yapışkan bir sıvı şeklinde olur. O bölge yutak bölgesi olduğu için bu durum insanları rahatsız eder ve boğazlarında bir şey toplanıyormuş hissiyle boğaz kazıyıp o şeyi atmak isterler. Bir müddet sonra üzeri devamlı tırpanlanan dokuda kronikleşmeye başlar. Hep orada kronik bir yangı sendromu haline gelir.

Bu tip şikayetler içinde olan hastalara konulan teşhis nedir? Nasıl tedavi edilir?

Son zamanlarda gereksiz bir reflü çıkmıştır. Reflüsü olan hastalarda, endoskoplarla daha derine baktığınız zaman ses tellerinin arka kısmında direk olarak yangı, kıpkırmızı yanmış bir ses teli görürüz. Ses kısıklığı olması da gerekmez. Ses çatallaşması şeklinde bulgu yapar. Zaten reflüsü olan hastanın, ‘ağzıma sürekli acı su geliyor’ şeklinde bir şikayetinin olması lazım. Böyle bir şikayet yokken öksürüğü reflüye bağlayamayız.

Buna ‘Matara hastalığı’ diyebiliriz aslında. İyileşmek için de insanların yanında sürekli su bulundurması lazım ve iradesine hakim olup o boğaz kazıması denilen hareketi yapmayıp o bölgeyi sürekli yıkaması gerekiyor. Beslenme alışkanlığını değiştirmesi gerekiyor. Çok acılı yiyenler, puro içenler, aşırı alkol içenler… Hastalardan bunlardan üç-dört ay feragat etmeleri gerekir.

İlaç tedavisi uygulanır. Akut farenjite penisilin ve penisilin türevi ilaçlar iyi gelir. Kronik farenjit de propolis katkılı ilaçlarla geçer. Propolisin etkisi dünyada ispatlanmıştır, İngiltere, İsviçre ve Danimarka’da propolis ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlar boğaza bir film tabaka çekmiş gibi o bölgenin direncini artırır.

Geçmeyen öksürüklerin tedavisinde mutlaka göğüs hastalıkları uzmanları ile KBB uzmanları birlikte çalışmalı. Çünkü
göğüs hastalıkları uzmanları kortizonu en iyi en yerinde ve en doğru zamanda kullanan branş uzmanlarıdır

Boğaz spreyleri işe yarıyor mu?

Boğaz spreyleri, gargaraları yarardan ziyade zararlıdır. Bunların tamamı mentol içerir, yakıcıdırlar. O an yaptığınız zaman 15 dakika rahatlatıcı, ama ondan sonrası için zarar vericidir. Kronik farenjitin tedavisinde içi mentollü gargara ve spreyler reçetelerden eksik olmaz ama bunların hiçbirinin bir faydası yoktur.

Pnömokok Hastalığı Nedir ?

Pnömokok Hastalığı

Pnömokok hastalığının etkeni olan Streptococcus pneumoniae adlı bakteri Amerika’da her yıl, aşıyla önlenebilen diğer bütün hastalıkların beraberce neden olduğu ölümlerden çok daha fazla insanın ölmesine yol açmaktadır. Genellikle yaşlı insanların bir hastalığı olduğu düşünülen pnömokok hastalığı, çocuklarımızda da karşımıza çıkabilmektedir. Pnömokok bakterisi her yıl Amerika’da, 5 yaşından daha küçük olan yaklaşık 16 500 çocukta invazif enfeksiyona (hemen her zaman için kan enfeksiyonuna ya da diğer adıyla “bakteriyemiye”) ve bu bağlamda, en şiddetli olarak 1 yaşından küçük çocuklarda seyreden 700 menenjit (beyin ve omuriliği saran zarların iltihaplanması) vakasına neden olmakta ve her yıl yaklaşık 200 çocuk invazif pnömokok hastalığı nedeniyle ölmektedir.

6 haftada selülitlerden kurtulun

Maydanoz, soğan, sarımsak, lahana, muz… Mutfağımızdan eksik etmediğimiz bir çok besinin aynı zamanda selülit giderici özelliği olduğunu biliyor muydunuz? Bilmeyenleri uyaralım; 6 haftalık beslenme programı ve bol yürüyüşle selülitlerden kurtulabilirsiniz! Acıbadem BakırköyHastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Aysu Aydın’ın önerdiği Selülitlerden Kurtulma Programı’nda sofranızdan mutlaka yer alması ve uzak durmanız gereken besinlerin listesi bulunuyor.

Kadınların yüzde 90- 95’inde görülen selülit, en çok kalça, basenler ve vücutta ortaya çıkıyor. Genellikle kilolu kadınları etkisi altına alsa da, zayıf olanlar da sorun oluşturabiliyor. Hemen her kadının derdi olan selülitten yağ depolarını boşaltan ve toksinlerin vücuttan atılmaların sağlayan bir beslenme ve egzersiz programı ile büyük bir oranda kurtulmanız mümkün aslında. Acıbadem Bakırköy Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet UzmanıAysu Aydın, bu noktada dikkat etmeniz gereken en önemli şeyin; yeterli ve dengeli beslenerek vücudunuzdaki fazla yağ oranını ideal aralıklara ulaştırmak olduğuna dikkat çekerek şu önerilerde bulunuyor: ‘Kadınların vücutlarındaki yağın yüzde 20-33 arasında olması ideal oranlarda kabul ediliyor. Ancak hızla kilo kaybetmeye çalışılmamalı, çünkü bu durumda yağ yerine kas ve su kaybı oluyor ki bu da derinin elastikiyetini kaybederek sarkmasına yol açıyor. Bu nedenle en ideali, haftada 500 gram ile 1 kiloverilmesi. Ayrıca her gün düzenli olarak 1 saat tempolu yürüyüş de selülitin giderilmesinde büyük fayda sağlıyor ”

Cildinizi genç tutan yiyecekler

Soya filizi: Vücudun kendi hormonları kadar etkili. Cildi dolduruyor ve gerginliğini sağlıyor. Ispanak, lahana: B vitamini bağ dokusunun sıkılığını destekliyor, selüliti önlüyor. Yeşil çay: Serbest radikallere karşı önemli hücre koruyucu maddeler içeriyor ve böylelikle yaşlılığın doğrudan hücrelerde durdurulmasını sağlıyor.

Su: Hücrelerin ve bağ dokularının dolgu ve destek gereksinimini karşılıyor. Besinlerin hücrelere taşınmasını, atıkların da hücrelerden çıkışını sağlıyor.

Som ve ringa balığı: Vücudun acil ihtiyaç duyduğu ama kendi başına üretemediği doymamış yağ asitleri içeren bu balıklar, hücrelerdeki yaşlılık sürecini yavaşlatarak Anti-aging’de anahtar görevi görüyor.

Sarmısak: Bileşimindeki allizin maddesi kan dolaşımını harekete geçirerek cildi arındırıyor. Böylelikle cilt sağlıklı bir renge kavuşuyor.

Tavuk: Vücudun güzellik hormonları üretmek için ihtiyaç duyduğu yüksek değerde protein içeriyor. Ayrıca kolajen üretimini ve bağ dokusundaki liflerin yenilenmesini destekliyor.

Zeytinyağı: Soğuk preslenmiş hali sağlıklı yaşam için bire bir olan bu yağ, erken yaşlanma ve kırışıklıklar için mükemmel bir silah. Doymamış yağ asitleri hücreleri tehlikelerden koruyor.

Yumurta, süt: Dikkat çekici şekilde “niacin” maddesi içeriyorlar. Bu B vitamini depoları hücre yenilenmesi için vazgeçilmez olarak tanımlanıyor.

Cildiniz ekmekle güzelleşsin

Yıllardır sofralarımızın vazgeçilmezi olan ekmek şimdi de kozmetiklerde kullanılıyor. Skincode Essential serisinin ürünü olan Protective Day Cream Spf 12, içeriğindeki ekmek mayası sayesinde cildi nemlendiriyor. Cildin hücre yenilenmesini sağlayarak, yeniden yapılanmasına katkıda bulunan krem aynı zamanda kırışıklıkları ve çizgileri de azaltmayı hedefliyor.

Cilde Parlaklık Veren Maske

Cildinizi Parlatacak ve Gözenekleri Sıkılaştıracak Öneriler.1 kaşık bal ile 1 yumurtanın akını iyice çırpıp yüzünüze sürün. 15 dakika bekledikten sonra avuç içlerinizi 4-5 kere yüzünüze bastırıp çekin. Daha sonra yüzünüzü soğuk su ile yıkayın. Aynı miktarlarda avokado yağı, buğday yağı, saf zeytinyağı ve 2 yemek kaşığı balı iyice karıştırıp cildinize sürün. 10-15 dakika bekledikten sonra cildinizi ılık su ile yıkayın.

Cildinizdeki gözenekleri sıkılaştırmak için
2-3 yemek kaşığı killi toprak ile 2 tane havucun suyunu karıştırıp yüzünüze sürün. 1 saat bekledikten sonra yüzünüzü soğuk su ile yıkayın.

1 litre maden suyuna 1 tutam lavanta çiçeği, 1 tutam ısırgan yaprağı, 1 tutam kırlangıç otu atıp 2 gün bekletin. Sonra bu su ile yüzünüzü silin. 30 dakika bekledikten sonra ılık su ile yüzünüzü yıkayın.

Kırkınızdan Sonra Böyle Olabilirsiniz

Akromegali hastalığı 40-50 yaşları arasında tavan yapıyor. Eliniz, ayağınız, çeneniz, burnunuz aşırı büyüyor.

Beynin merkezinde bulunan hipofiz bezinden fazla büyüme hormonu salgılanmasından ortaya çıkan ve el, ayak, çene, burun gibi vücut uzuvlarının aşırı büyümesine neden olan akromegali hastalığını daha çok hastanın tipik görüntüsünün ele verdiği belirtildi.

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fahri Bayram, “Bize en çok hasta getirenler genelde o hastalığa sahip olan insanlar oluyor.

Bu yüzden akromegali hastalığına hastaların teşhis ettiği hastalık diyebiliriz” dedi. Prof. Dr. Bayram, hastalığın erken teşhis edilmesi durumunda fazla büyüme hormonu salgılanmasına neden olan tümörün ameliyatla beyinden çıkarılarak hastanın sağlığa kavuşturulabildiğini, hastalığın geç teşhisi durumunda ise tedavinin yine ameliyat, fakat hastanın ömür boyu ilaç kullanma riskinin çok fazla olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Fahri Bayram, akromegalinin beynin merkezinde bulunan hipofiz bezinden salgılanan büyüme hormonunun fazlalaşmasından ortaya çıkan ve seyrek görülen bir hormon hastalığı olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Bayram, “Seyrek görülmesi istatistiklere göre; hastalık 1 milyon kişide yılda 60 ila 100 hastada görülür. Seyrek görülmesinin yanında çok yavaş ilerleyen bir hastalıktır. Ortalama dünyada yapılan bir incelemede hastalık başladığından teşhis konulana kadar geçen sürenin 7 yıl olduğu bildirilmiştir. Yani hastalık çok yavaş ilerler. Ama hastalık erken teşhis edilmezse, ömür boyu hasta bununla uğraşıyor ve birçok problem ortaya çıkıyor. Erken tedavi edilirse beyinde fazla hormon salgılanmasına neden olan tümör ameliyatla çıkarılıyor ve hasta tamamen sağlığına kavuşuyor. Ancak geç teşhis edilirse; yine ameliyat tek tedavi. Fakat bunun yanında hasta ömür boyu devamlı ilaç kullanıyor, aylık iğneleri ömür boyu kullanmak zorunda kalıyor. Hastalığın diğer önemli özelliği de vücutta bütün sistemleri etkilemesi. Hastalık başta kalp damar sistemi olmak üzere bütün sistemleri etkileyerek kalp damar hastalıklarına, uzun süre ve tedavi edilmeyen vakalarda ise çeşitli kanserlere neden oluyor” diye konuştu.

Akromegali hastalığının en önemli belirtisinin vücutta, ellerde, ayaklarda, çenede, burunda büyümelere yol açması olduğunu belirten Prof. Dr. Bayram, “Ellerde enine büyüme olur. Kare el dediğimiz bir şekil ortaya çıkar. Bunun yanında tansiyon yüksekliği ile şeker ortaya çıkabilir. Hastada horlama, terleme, sinirlilik gibi değişik belirtiler oluşur. Ama en önemli tespit hastanın tipik görünümüdür. Çok ilerlemiş vakalarda görme şikâyeti oluşmakta. Bu hastalığın ilginç bir yanı da çoğunun tesadüfen tespit edilmesi. Yani direkt şüphelenerek tespit çok az. Tesadüfen tespit ediliyor. Hasta ağrıları nedeniyle fizik tedaviye gidiyor, orada hastalık belli oluyor. Vücudundaki bir şikâyet nedeniyle plastik cerrahiye gidiyor, orada hastalık belli oluyor. Direkt bize başvuran hasta sayısı çok az. Bunun yanında bize en çok hasta getirenler, o hastalığa sahip olan insanlar. Bu yüzden akromegali hastalığına hastaların teşhis ettiği hastalık da diyebiliriz” ifadelerini kullandı.

Akromegalili hastalığının genelde her yaş grubunda görülebildiğini, ancak 30 yaşından sonra hastalığın görülme sıklığının daha fazla olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Bayram, “30 yaşından önce görülenler genetik ve ailevidir. Genetik nedenler yüzde 5 oranlarında. Bu hastalık 40′lı 50′li yaşlarda zirve yapıyor” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Bayram, açıklamasında hastalığın öncelikli tedavisinin ameliyat olduğunu belirtirken, “Hastalığı teşhiste önce hastanın görüntüsüne, sonra kan tahlilleri ve testlere başvuruyoruz. Hastalığı teşhis ettiğimizde ise hastayı ameliyat ediyoruz. Hastalık erken teşhis edildiğinde tümörün beyinden çıkarılması ve hastanın tam sağlığa kavuşturulması mümkün. Hastalık ilerlediğinde yine hastayı ameliyat ediyoruz, fakat hastalarımızın büyük kısmında tümör tam çıkarılamıyor. Ameliyatla tam çıkarılmayan ilaç tedavisi olan hastaların aylık devlete maliyeti 3-4 bin TL’yi buluyor. Yani hastalığın tedavisi oldukça masraflı” dedi.

Kusursuz bir cilde sahip olmak için

10 adımda kusursuz bir cilde sahip olun
Sağlıklı bir cilt sayesinde her zaman daha dinç ve daha genç görünebilirsiniz.

10 adımda kusursuz bir cilde sahip olun

Sağlıklı bir cilt sayesinde her zaman daha dinç ve daha genç görünebilirsiniz. Ancak hayat tarzı, beslenme alışkanlıkları, sigara kullanımı gibi pek çok faktör cildinizi olumsuz yönde etkiler. Daha sağlıklı bir cilde sahip olmak için bize pratik yöntemler sunan Epila Slimed Club genel koordinatörü Ayşe Bocan bize yapmamız gerekenleri sıraladı.

İşte kusursuz bir cilde sahip olmak için yapılması gerekenler;
Makyajınızı temizlemeyi unutmayın; Özellikle yorgun bir günün ardından makyaj tazelemeyi ihmal edebiliriz. Ancak makyajlı bir ciltle uyumak gözenekleri tıkayarak toksinlerin cilt yüzeyine çıkıp atılmasını önler. Bu da uzun dönemde cildinizin daha çabuk yaşlanmasına neden olur.
Vitamin içeren besinler tüketin; Cilt sağlığı için beslenmenin önemi azımsanamayacak kadar fazladır. Özellikle B, C, E, A ve K vitaminleri cildinizin canlı kalması sağlar.
Bol bol su için; Su, sağlınız kadar güzelliğiniz için de çok önemlidir. Cildin nem kaybını karşılar, erken yaşlanmasını engeller.
Ayda bir cilt bakımı yaptırın; Şehir hayatının kaosu ve iş hayatının stresinden biraz uzaklaşmak ve cildinize gereken özeni göstermek için kendinize biraz zaman ayırıp cilt bakımı yaptırın. Cildinizin ihtiyacına göre yapılacak olan cilt bakımlarında cildiniz yoğun bir şekilde nemlendirilerek canlılık kazanacaktır.
Sigarayı bırakın; Sigaranın verdiği zararlar ilk olarak cildinizde gözlenir. Ciltte sivilcelerin çıkmasına, kırışıklıkların artmasına neden olan sigarayı bırakarak hem sağlığınızı hem de cildinizi korumuş olursunuz.
Uykusuz kalmayın; Geç yatılmış bir gecenin izleri hemen grileşmiş yorgun görünümlü bir ciltle kendini ele verir. Eğer yeterli derecede uyuyamıyorsanız, bunu uyandığınızda kan dolaşımını sağlayacak hareketler ve yüzünüze soğuk su çarparak telafi etmeye çalışın.
Doğru ürünleri kullanın; Her bakım kremi her cilt tipi için uygun değildir. Kuru, yağlı ve karma olmak üzere üç farklı cilt tipi olduğunu belirten Ayşe Bocan cilt tipinize uygun bakım ürünleri kullanmanın oldukça önemli olduğunu söyledi. Yanlış bakım ürünlerinin ciltte yağlanmalara ya da kurumalara neden olabileceğini de belirten Bocan cilt tipinizi öğrenmek için güvenilir bir klinikten yardım almanın faydalı olabileceğini de ifadelerine ekledi.
Cildinizi Nemlendirin; Nemlendiriciler cildiniz için gereken nemi kazandır ve aynı zamanda onu zararlı dış etkenlerden korurlar.
Düzenli egzersiz yapın; Egzersiz, cildin kan dolaşımını hızlandırır ve sağlıklı görünmesini, parlamasını sağlar.
Stresten uzak durun; Uykusuzluk ve stres, cildin baş düşmanlarıdır. Gün içinde stresli ortamlardan uzak durmaya çalışın

Cilt lekelerinden kurtulmanın yolu

İlerleyen yaş, güneş ışınları ve çeşitli sebeplerle oluşan deri lekelenmeleri çoğumuzun korkulu rüyasıdır. Ancak teknoloji bu soruna da çözüm sunuyor.

Leke tedavisinde yeni geliştirilmiş bir teknik olan lazerde, özel dalga boyunda ışınlar kullanılarak pigment içeren hücrelerin harap edilmesi, deriye renk veren melanin pigmentinin yıkılması veya derinin en üst tabakasının soyulması ile lekeler yok ediliyor.

Acıbadem Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Acıbadem Maslak Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Emel Erkek deri lekelenmelerine karşı uygulanan en son yöntem olan ‘lazer tedavisi’ hakkında bilgi verdi. Doç. Dr. Emel Erkek, “Lazer sistemleriyle yapılan uygulamalarda etraftaki normal deriye zarar vermeden lekelerin tedavisi mümkün oluyor. Lazer hem yüzeysel, hem de derin lekelerin tedavisinde başarı ile kullanılıyor. Lazerle leke tedavisi en sık yüze yapılmakla birlikte boyun, el üstleri ve diğer vücut bölgelerine de uygulanabiliyor” dedi.

Lekelenme daha çok yüz, boyun ve el üstlerinde oluşuyor

Deri lekelenmeleri ilerleyen yaş ve güneş ışınlarının yanı sıra hormonal, genetik faktörler, ilaç ve kozmetik kullanımının yanı sıra metabolik hastalıklar sebebiyle de oluşabiliyor. Lekelenme doğumsal olabileceği gibi, sonradan da edinilebiliyor. Derinin en üst tabakası veya deri altı tabaka ile ilişkili olabilen lekelenme, mekanizma olarak melanin pigmentinin artışına veya melanin-dışı pigment birikimine bağlı olarak ortaya çıkabiliyor. Daha çok koyu tenli kişilerde görülen deri lekelenmesi yüz, boyun V’si ve el üstleri gibi kronik olarak güneşe maruz kalan deri bölgelerinde belirgin oluyor.

Leke yüzeysel ya da yeni ise tedaviye yanıt şansı yüksek!

Çoğu zaman kozmetik problemden ibaret olan deri lekelerinin bazıları kansere dönüşüm olasılığını barındırıyor. Güneş ışınlarının yalnızca lekelenme oluşumunda değil, varolan leke bölgelerinin kararmasında ve leke üzerinde kanser oluşumunda da önemli rolü bulunuyor. Leke tedavisinde en temel prensip güneşten korunmadır. Bu sağlandıktan sonra lekelenmenin tipine göre uygun tedavi seçenekleri gözden geçirilebiliyor. Genel olarak lekelenme ne kadar yüzeyselse ve ne kadar yeni ise, tedaviye yanıtı o derece olumlu oluyor.

Deri Lekelenmelerine Lazer Tedavisi!

İlerleyen yaş, güneş ışınları ve çeşitli sebeplerle oluşan deri lekelenmeleri çoğumuzun korkulu rüyasıdır. Ancak teknoloji bu soruna da çözüm sunuyor. Acıbadem Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Acıbadem Maslak Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Emel Erkek deri lekelenmelerine karşı uygulanan en son yöntem olan ‘lazer tedavisi’ hakkında bilgi verdi.

Leke tedavisinde yeni geliştirilmiş bir teknik olan lazerde, özel dalga boyunda ışınlar kullanılarak pigment içeren hücrelerin harap edilmesi, deriye renk veren melanin pigmentinin yıkılması veya derinin en üst tabakasının soyulması ile lekeler yok ediliyor. Lazer sistemleriyle yapılan uygulamalarda etraftaki normal deriye zarar vermeden lekelerin tedavisi mümkün oluyor. Lazer hem yüzeysel, hem de derin lekelerin tedavisinde başarı ile kullanılıyor. Lazerle leke tedavisi en sık yüze yapılmakla birlikte boyun, el üstleri ve diğer vücut bölgelerine de uygulanabiliyor.

Makyaj Yapanların Dikkatine

Ruj, oje, parfüm, deodorant, vücut losyonu, saç spreyi, fondöten gibi ürünlerin kimyasal analizini yapan yeni bir araştırma tüyler ürperten sonuçlar ortaya koydu. Araştırmaya göre bu malzemeler birçok kadın için günlük hayatın bir parçası olsa da sağlık açısından büyük bir riski de beraberinde getiriyor. Deodorant üreticisi Bionsen tarafından yapılan araştırmaya göre, bu kozmetik ürünlerini kullanan bir kadının vücuduher gün 515 kimyasal maddeye maruz kalıyor.

Bu kimyasal maddeler alerjiden, hormon bozukluğuna, doğurganlık sorunlarından kansere kadar birçok rahatsızlığa neden olabiliyor.

FAR

İçerdiği kimyasal madde sayısı: 26

En tehlikelileri: Polietilen tereftalat

Olası yan etkileri: Kanser, kısırlık, hormonal bozukluk, organlarda tahribat.

RUJ

İçerdiği kimyasal madde sayısı: 33

En tehlikelisi: Polimetilmetakrilat

Olası yan etkileri: Alerji, kanser.

ŞAMPUAN

İçerdiği kimyasal madde sayısı: 15

En tehlikelileri: Sodyum lauril sülfat, tetrasodyum, propilen glikol

Yan etkileri: Tahriş, kaşıntı, göz hasarı.

OJE

İçerdiği kimyasal madde sayısı: 31

En tehlikelileri: Ftalat

Yağlı ciltler hakkında her şey

Cildimizdeki yağ nelerden oluşur?

Cilt üzerindeki yağ (sebum); lipitler (yüzeydeki hücrelerden kaynaklanır), ter ve çevresel materyallerden oluşur.
Ciltteki yağ (sebum) nerede üretilir?

Sebum yağ bezlerinden üretilir. Tüm vücut yüzeyinde bulunan sebum, el ve ayak derisinde daha az, avuç içi ve ayak tabanlarında ise hiç yoktur. Yağ bezleri sırtın ortasında, alında ve çenede daha büyüktür ve diğer deri bölgelerinden daha fazladır. Aynı zamanda kulak kanalında ve cinsel organların bulunduğu alanda da yoğundur.

Yağ bezlerinin yapısı nasıldır?

Yağ bezleri kanallarla birbirine bağlı odacıklardan oluşur ve bu kanalların içi deri yüzeyine benzer hücrelerle örtülüdür. Bir çok yağ bezi kıllar ile birlikte deri yüzeyine açılır. Bazı serbest yağ bezleri ise tek başlarına deri yüzeyine açılırlar.

Yağ nelerden oluşur?

Yağ (sebum) kompleks bir yapıya sahiptir ve gliseridler, serbest yağ asitleri, skualen, kollesterol esterleri, kollesterol gibi lipitleri içerir. Trigliseritler de yağ bezlerinde üretilir ve yağ bezi kanalındaki lipaz denen bakteriyal enzimlerle serbest yağ asitlerine parçalanırlar.

Harika Bir Cilt Diyeti

Sürdük sürüştürdük, lekeleri kapadık cildimize bakımlar uyguladık ama içerden beslemediğimiz sürece bunlar çok da etkili değil. İşte cildimizi içerden aldığı enerjiyle ışıl ışıl yapacak 10 mucizevi besin!
Güzel bir yüze kavuşmanın yolu deri hücrelerini güzelleştirmekten geçiyor. cildiniz besinlerden ihtiyacı olanı alamadığı sürece, istediğiniz o mükemmel görünüme kavuşamayacak. Lekeleri kapatmak ya da kuru bölgeleri nemlendirmek yerine alışveriş sepetinizi bu gıdalarla doldurarak güzelleşmeye başlayabilirsiniz.BADEM

Sana güzel bir haberimiz var. Badem, kuruyemiş sınıfına girmiyor. Onlar tohum. Ayrıca seni güneş ışınlarından koruyacak bir E Vitamini deposu. Gönüllüler günde 14 miligram vitamin aldı (yaklaşık 20 badem yiyerek) ve maruz kaldıkları UV ışınlarından, hiç vitamin almayanlara oranla daha az etkilendikten görüldü. Yale Üniversitesi Profesörlerinden Jeffrey Dover´ın açıklamalarına göre, E Vitamini deri hücrelerini UV ışınlarının ve hücre hasarına neden olan serbest radikallerin etkisinden koruyor.

Diğer seçenek: İki yemek kasığı fıstık ezmesi; yarım kâse brokoli.

HAVUÇ

Onu gözlere iyi gelen sivilceleri tedavi eden turuncu ve sihirli bir değnek olarak nitelendirebiliriz. Aynı zamanda bir A Vitamini deposu. Dermatolog Howard Murad derinin aft tabakalarındaki hücrelerin aşırı üretimini engellediğini söylüyor. Bu da ölü hücrelerle, cilt yağının birleşerek gözenekleri tıkaması anlamına gelir. Havuç yemenin başka bir nedeni de, A Vitamininin cilt kanseri hücrelerinin gelişimini azaltması. Bu nedenle her gün 16 tane bebek havuç yemeye başlayabilirsiniz.

Diğer seçenek: Bir bardak süt; bir dilim çedar peyniri

Başarısız Burun Estetiğine Çözüm

Başarısız ameliyatlar sonrası oluşan burun ucunun düşmesi ya da burun ucuyla bütünü arasında orantısızlık şikayetlerine çözüm bulundu!

Türk hekim Prof. Dr. Erdem Tezel tarafından geliştirilen ve uluslararası literatürde yayınlanan ´´İzsiz Kıkırdak Tespiti Yöntemi´´, tek operasyonda başarı sağlamasının yanı sıra, başarısız ameliyat sonrası burun ucunun düşmesi ya da burun ucuyla bütünü arasında orantısızlık şikayetlerine çözüm getiriyor.

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdem Tezel, estetik operasyonlar içerisinde en sık burun ameliyatlarının yapıldığını belirtiyor. Burun ameliyatlarında uygulanan yeni teknikler sayesinde son derece doğal sonuçlar alınabildiğini kaydeden Dr. Tezel, “Kimi zaman ameliyat olmuş bir burun çirkin görünebiliyor, operasyon sonrasında hastanın memnun kalmamasının çeşitli nedenleri olabiliyor.

Bunlar burun kemiğinin fazla oyulmuş olması, burun ucunun düşmesi ya da çok kalkık olması, burun deliklerinin içinin gözükmesi, burnun çok kısa veya yüze göre uzunolması, burun kemiğinin ve ucunun iki ayrı bölüm gibi durması belirgin hatalar olarak karşımıza çıkıyor.

Buna ek olarak burnun yüzle uyumsuz olması veya küçük detaylar nedeniyle burnun ameliyat edildiğinin belli olması da başarısız burun ameliyatı olarak nitelendiriliyor´´ diye belirtti.

Prof. Dr. Tezel, ikinci bir operasyonun bu sorunlar içerisinde en sık burnun ucunun düşmesi veya burnun ucuyla bütünü arasında oransızlık nedeniyle yapıldığını ifade etti. Kendi geliştirdiği ve dünyanın en prestijli hakemli dergilerinden ´´Annals Of Plastic Surgery´de (Amerikan Estetik Plastik Cerrahi Dergisi)´´ yayınlanan ´´İzsiz Kıkırdak Tespiti´´ yöntemi sayesinde ikinci ameliyatlara gerek kalmadığını belirten Tezel, bu yöntemin düzeltme ameliyatlarında da son derece etkili olduğunu ve müdahale edinilmesinden çekinilen burunların bile bu yöntemle düzeltilebildiğini bildirdi.

Sivilce temizliği ve Doğal Peeling

Öncelikle cildinizi hergün düzenli olarak arındırın ve temiz tutun.
Sonrasında cilt tipinize uygun doğal maskeler yardımıyla sivilceleri kurutun ve
gözeneklerinizde biriken kiri temizleyin.

Bunun için :
Tamamen doğal yoğurt maskesi uygulayabilirsiniz.
Ayrıca, yaşmayayı ılık sütte eritip bunu cildinize sürerek peeling yöntemiyle temizleyin ve ılık suyla yıkayın.

Yüzünüzdeki ölü cilt tabakasını atarak daha sağlıklı ve güzel bir yüze sahip olmak için peeling yapmalısınız. Haftada 1-2 kez peeling yapmanızı tavsiye ederim.Birkaç doğal peeling yöntemi önereceğim şimdi.

1-yoğurdun içine mısır unu ve limon suyu koyun.bunu yüzünüze iyice sürün ve 10dk bekleyip
peeling şeklinde soyun.sonra yüzünüzü ılık suyla yıkayın.yağsız nemlendirici sürün.eğer kuru ise cildiniz yağlı tercih edin.

2-bal,yumurta sarısı ve 1-2 damla limon suyunu karıştırıp yüzünüze ince bir tabaka halinde sürün.kuruyunca tekrar bir tabaka daha sürün ve o da kuruyunca ılık su ile nazikçe
peeling yaparak arındırın.nemlendirici sürün.

Cildinizi Sıkılaştırmak İçin Öneriler

Etkili bir cilt bakımı, geçici bir süre için de olsa cildin sıkılığını artıracaktır.
Göz açıcı

Jemma Kidd Make Up School Firming Silk-Long-Last Colour likit göz farı, sarkık göz kapaklarını anında sıkılaştırıyor. Uzun vadede ise, formülün içindeki yosun özleri kolajen üretimini artırarak, cildin elastikiyetinin artmasını sağlıyor. Farın ışıltılı dokusu ışığı yansıttığı için göz çevresindeki kırışıklıkların görünümü de hafifliyor.

Sıkılaştırma etkisi

Hem iyi hem de kötü haberlerimiz var. Sarkmış deriyi hiçbir krem toparlayamaz. Ama ihtiyacınız olduğunda geçici olarak cildi germe etkisine sahip ürünler mevcut. Bu ürünler sadece birkaç dakika içinde -krem kurur kurumaz- cildin sıkılaşmasını sağlar. Strivectin Instant Facial Sculpting kremi deneyin.

Yüz gelişimini sağlayan genin sırrı çözüldü

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) araştırmacıları, yüz gelişiminde kritik rol oynayan bir gen ailesinikeşfederek bir ilke imza attı.

HÜ Tıbbi Genetik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Gen Haritalama Laboratuvarı Sorumlusu Prof. Dr. Nurten Akarsu ve ekibi, insanlarda ciddi yüz yarıklarına ve gelişme anomalilerine neden olan Aristaless-like homeobox 1 (ALX1) adı verilen geni bularak embriyo döneminde yüzün nasıl geliştiğini aydınlatacak önemli bir adımı tamamladılar

Prof. Dr. Akarsu, ALX gen ailesinin ALX1, ALX3 ve ALX4 isimli 3 adet geni içerdiğini belirterek, ekiplerinin geçen yıl yüzün gelişiminde rol oynayan ALX4 geninin yüz gelişimindeki rolünü ortaya çıkaran çalışmalarını Human Molecular Genetics dergisinin Kasım sayısında yayımladıklarını belirtti. Akarsu, bu gen ailesinin üçüncü üyesi olan ALX3 genindeki mutasyonların yüz gelişimindeki rolünün de Oxford Üniversitesi araştırmacıları tarafından aynı yıl içinde tanımlandığını aktardı.

Akarsu, gen ailesindeki ”ALX1” geni mutasyonlarının keşfedilmesi ile ALX gen ailesinin tüm üyelerinin yüz gelişimindeki kritik rollerinin anlaşılmış bulunduğunu ifade ederek, bu bu genin eksikliği durumunda oluşabilecek durumlara ilişkin şu bilgileri verdi:
”İnsanlarda yüz gelişimi gebeliğin 4-8. haftalarında tamamlanan kompleksbir olaydır. Başlangıçta birkaç tomurcuk halinde başlayan gelişim aşamaları bu tomurcukların orta hatta doğru büyümeleri ve birbirleri ile birleşmeleri ile yüzün son görünümünü oluşturur.
Göz, burun, dudak, yanak gibi yüzün bütününü oluşturan parçaların doğru şekli kazanmaları embriyonun erken dönemlerinde rol alan genlerin ve yüzü oluşturan dokuların birbirleri ile kurdukları kompleks ilişkilere bağlıdır.
Bu kompleks ilişki ağının bozulması, yüzü oluşturan parçaların birbirlerine kaynaşmasını engelleyerek farklı tipte yüz yarıklarının ortaya çıkmasına neden olur. Bu malformasyonların toplumda en sık rastlanan örneği yarık dudak ve yarık damak anomalileridir.
Toplumda oldukça sık görünen yarık dudak/damak anomalisine oranla daha nadir görünen anomalilerde burnun basık ve iki parçalı kalışı, gözlerin orta hatta yaklaşamayıp birbirlerinden uzak yerleşimli kalmaları, göz yapısının bozulması, gözlerden dudaklara kadar uzanan ciddi yarıklanmalar gibi çeşitli malformasyonlar gözlenebilir.”

Akarsu, bu malformasyonlara yol açan gen bozukluklarının büyük oranda bilinemediğini de ifade ederek, gerek tanı, gerekse tedavi açısından bu malformasyonların birçok disiplinin bir arada çalışmasını gerektiren karmaşık bir olay olduğuna işaret etti.

İnce Yüzün Püf Noktaları

Yuvarlak yüz

Yuvarlak bir yüze sahipseniz saç modelinizin amacı yüzünüzü ince göstermek olmalı. Kahkül kestirmez ve alnınızı açıkta bırakarak saçınızın önünü kabartırsanız yüzünüz ince gözükür. Kısa saçtan uzak durun. İdeal saç modelinizin boyu, çenede ya da çenenin hemen üzerinde olmalıdır.

Oval yüz

Oval yüzlüyseniz şanslısınız çünkü hemen her saç modeli size yakışır. Saçlarınızı geriye doğru tararsanız yüzünüzün güzelliğini ortaya çıkarırsınız. Eğer kısa saçı seviyorsanız saçlarınızı kısacık kestirebilirsiniz. Uzun ve klasik saç modellerinden hoşlanıyorsanız, omuz hizasında, yandan ya da ortadan ayrılan saç modeli size göre.

Kare yüz

Saç modeliniz köşeli çenenizi yumuşatacak nitelikte olmalı. Elmacık kemiklerini vurgulayan modeller bu yüz şekline uygundur; o yüzden elmacık kemiklerine doğru salınan kısa katlar yakışır. Çenenin iki santimetre altında veya omuz hizasında saç boyu da kare yüzlülere uygun.

Uzun yüz

Omuz hizasında saçlar uzun yüzlülere çok yakışır. Katlar yüzünüzdeki keskin çizgileri yumuşatır. Çok uzun saçtan uzak durun çünkü uzun saç yüzünüzü de uzun gösterir. Saçınız omuz hizasında veya daha kısaysa ortadan; daha uzunsa yandan ayırın.

Sağlıklı bir cilt için yapması gerekenler

İnsan cildinin bir çok düşmanı olduğunu belirten uzmanlar, sağlıklı bir cilde sahip olmanın kurallarını açıkladı. Uzmanlar, cilde zarar veren öğeleri

Yetersiz uykunun, çok sıcak suyla yıkanmanın ve yanlış beslenmenincildin başlıca düşmanları olduğunu söyleyen uzmanlar, sağlıklı ve güzel bir cilde sahip olmak için şunları önerdi:Sigara ve içki içmeyin: İkisi de vücudunuzu zehirler ve geriye pörsümüş sarkık bir cilt bırakır. Sigara ayrıca ağız kenarındaki çizgilerin derinleşmesini hızlandırır.

Uykunuza dikkat edin: Geç yatılmış bir gecenin izleri hemen grileşmiş yorgun görünümlü bir ciltle kendini ele verir. Eğer yeterli derecede uyuyamıyorsanız, bunu uyandığınızda kan dolaşımını sağlayacak hareketler ve yüzünüze soğuk su çarparak telafi etmeye çalışın. Uykusuzluğun yol açtığı çizgileri kapatmak için hafif bir nemlendirici sürün.

Çok sıcak suyla yıkanmayın: Yıkanırken suyun kaynar derecede sıcak olmaması için önlem alın. Aşırı sıcak, cildi kurutur ve dokuları zedeler.

Sağlıksız beslenmeyin: Sağlıksız besleniyorsanız deriyi koruyucu yaşamsal maddeleri alamıyorsunuz demektir. Ayrıca ultraviyole ışınlarından da uzak durun.

Makyajınızı temizlemeden yatmayın: Gözenekleri tıkayarak toksinlerin cilt yüzeyine çıkıp atılmasını önler. Göz makyajı silinmediği takdirde bir göz iltihabına neden olabilir.

Sivilcelerle oynamayın: Deri dokularına zarar verir. Ayrıca enfeksiyonun çevreye yayılmasına neden olarak sorunu büyütür. Sivilcelerle hiçbir zaman oynamayın. Enfeksiyonlu bölgeye antiseptik merhem sürün.

Cildinize nazik davranın: Yüzünüzdeki ölü deriyi temizlemek için satılan bazı toz ya da kremler deriniz için fazla kaba gelebilir. Cilt tipiniz ne olursa olsun yüzünüze daima nazik davranın.

Yüzünüzü Doğru Yıkıyor musunuz?

Yüzünüzü doğru şekilde yıkıyor, cildinize iyi bakıyor musunuz? İşte işinize çok yarayacak kısa ancak önemli bilgiler..

Aklınızda bulunsun;

* Cildinizi anti bakteriyel sabunla yıkayın.

* Ürünü cildiniz ıslakken uygulayın.

* Cildinizi iyice durulayın.

* Cildinizi ılık suyla yıkamaya çalışın.

* Cildinize uygun temizleyici ürünler kullanın.

* Kalıp halindeki sert sabunları yüzünüze sürmeyin.

* Çok sıcak su kullanmayın.

* Yüzünüze lif sürmeyin ya da sert cilt fırçalarıyla fırçalamayın.

Nasıl yıkamalı?

Yüzünüzü yıkamadan önce ellerinizi cildinize uygun bir sabunla güzelce yıkayın. Daha sonra ılık su ile yüzünüzü ıslatın ve sonra temizleyici sabununuz kalıp halindeyse veya sıvıysa elinizde köpürtün. Yüzünüzün tamamına uygulayın. Alın, yanak ve burun yenarlarınızı hassas bir şekilde ovuşturarak, daha iyi temizlenmesini sağlayın. En sonunda sadece su ile iyice durulayın. Temiz bir havlu ile cildinizi kurulayın.

Yaşlılığı tersine çeviren yağ

Doğal ürün uzmanı Volkan Kurt, gençlik ve güzellik tutkunu kadınların nar çekirdeği yağını keşfettiğini anlatıyor.. Yaşlanmayı önleyici ve tersine çevirici özelliklerinden dolayı önemli bir doğal ürün haline gelen nar, doğal güzelikte adeta bir moda oldu. Hem gençler için çizgileri önleyici hem de orta yaşlar için çabuk yaşlanmaya çözüm bir bitkisel yağdan söz edeceğim. Hem kadınlar hem erkekler nar çekirdeği yağının sırrını keşfetti çünkü o “yaşlılığı tersine çeviren yağ” olarak önemli bir işleve sahip. . Farklı bir güzellik iksiri olan bu yağ bakımsızlık, yaş ve hava etkilerinden dolayı bazı maddeleri kaybetmiş ve yıpranmış ciltler için “acil çözüm”. Bu özellikte farklı bitki yağları var. Bunlar kan dolaşımını artırıyor ve yüz çizgilerinde etkili oluyorlar. Çoğunda şifa ve gençlik özellikleri saklı ama “nar çekirdeği yağı” bunlar arasında ilk sıraya geçti. Çünkü bu mucize bitkisel yağ, sadece cilde ihtiyaç maddelerini takviye etmekle kalmıyor, cildi yenileme özelliği de bulunuyor.

Cilde yediriliyor
Adeta gençliğin gizli sırrını barındıran nar çekirdeği yağı, düzenli kullanımda cildin pürüzsüz bir hale gelmesine neden oluyor.. Yaşlılığı tersine çevirici özelliği ile güzelliğine düşkün kadınların (ve tabii bakıma önem veren erkeklerin de) çoğu onu tercih ediyor. Herbalium olarak bu yağı kullanan bir çok kişiyle görüşmelerimizde, bize yansıtılan da, bu yağın cilde kazandığı bu önemli özelliklerdi. ( 0216 349 44 33 no’lu telefondan da bilgi alabilrsiniz) Bir çok doğal yağın güzelliğe olan etkisinin öneminden her zaman söz ettik ama bu yağın yerinin “baş köşe” olduğunu söylemek isterim. Cilt besleyici, sıkılaştırıcı etkisi ile yorgun ve olumsuz cilt görünümünü ortadan kaldıran iki aylık nar çekirdeği yağı kürünü “güzelliğin uygulaması” olarak gerçekleştirebilirsiniz. . Tüm yüze ve boyuna uygulanıyor.. Bir pamuğa sıkarak cildinize yediriyorsunuz. Sonra parmaklarınızla hafif hafif masaj yaparak gözaltı hariç yediriyorsunuz.
30 yaşında olan ama hala 20′li yaşların başında gözüken Ebru Şalı da güzelliğini nar özlü kremler kullanmaya borçlu olduğunu her fırsatta söylüyor.

Aşırı Terleme sorunu

Vücut, ısısını denetim altına almak için terliyor. Bazı kişilerde özellikle koltuk altlarında, ellerde ve ayaklarda normalden fazla terleme meydana geliyor ve bu durum sosyal hayatı olumsuz etkileyebiliyor. Aşırı terleme için çeşitli tedavi yöntemleri uygulanabiliyor. Terleme, aşırı terleme ve tedavi yöntemleri ile ilgili tüm merak edilenleri Anadolu Sağlık Merkezi (ASM) Ataşehir Tıp Merkezi´nden Deri Hastalıkları Uzmanı
Dr. Sadiye Kuş’a sorduk.

Daha çok sıcak yaz günlerinde yoğun olarak yaşadığımız, normal bir vücut fonksiyonu olan terleme bazı kişilerde özellikle koltuk altlarında, ellerde ve ayaklarda normalden fazla meydana geliyor ve bu durum sosyal hayatı olumsuz etkileyebiliyor. Aşırı terleme için çeşitli tedavi yöntemleri uygulanabiliyor. Terleme, aşırı terleme ve tedavi yöntemleri ile ilgili tüm merak edilenleri Anadolu Sağlık Merkezi (ASM) Ataşehir Tıp Merkezi´nden Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Sadiye Kuş’a sorduk.

Vücut ısısının ayarlanmasını sağlayan bir fonksiyon olan terleme sempatik sinir sisteminin kontrolü altında gerçekleşiyor. İç vücut ısısı arttığında deri yüzeyindeki terin buharlaşması yoluyla ısı kaybı gerçekleşiyor. Terleme sayesinde vücut ısısının yükselmesi engelleniyor. Fizyolojik olarak önemli bir rolü olan terleme aşırı olduğunda buna “hiperhidroz” adı veriliyor. Toplumda yaklaşık olarak yüzde 3 oranında görülüyor.

• Aşırı terlemenin sebebi nedir?

Çoğunlukla, herhangi bir sistemik hastalığa bağlı olmaksızın ortaya çıkıyor. Bu formuna “primer hiperhidroz” adı veriliyor. Ayrıca genetik sendromlara, enfeksiyonlara, tümörlere, endokrin ve metabolik bozukluklara, nörolojik problemlere, alkolizme ve bazı ilaçlara bağlı olarak görülebiliyor. Bu türü “sekonder hiperhidroz” olarak adlandırılıyor. Sekonder hiperhidrozun giderilmesinde altta yatan hastalığın tedavisi ya da neden olan ilacın mümkünse kesilmesi gerekiyor.

• Aşırı terleme daha çok vücudun hangi bölgelerinde görülür?

Primer hiperhidroz, avuç içleri, ayak tabanı ve koltuk altlarında bölgesel olarak ortaya çıkan aşırı terleme şeklinde görülüyor. Aşırı terleme ter bezlerinin büyümesine değil faaliyetinin artmasına bağlı olarak ortaya çıkıyor. Hastalarda hem bazal ter üretimi hem de strese bağlı ter üretimi artıyor. Heyecan ve stres ile tetikleniyor. Hastalar genellikle uykuda değil, sadece uyanık oldukları saatlerde bu sıkıntıyı yaşıyorlar. Avuç içi ayak tabanında terleme çocukluk çağından itibaren başlarken, koltuk altlarında ergenlikle beraber görülüyor. Hastaların yaklaşık yüzde 60 -80’ininin ailesinde aşırı terleme öyküsü bulunuyor. Primer hiperhidroz, yaz kış sorun olarak devam ediyor ancak yaz aylarında hasta için daha fazla rahatsızlık verici olabiliyor.

Koltukaltlarının aşırı terlemesine “aksiller hiperhidroz” adı veriliyor. Kimi zaman stresle ilişkili olabildiği gibi stres ve anksiyeteden bağımsız olarak da görülebiliyor ve hastanın kontrolü dışında, istemsiz olarak gerçekleşiyor.

Akne mi sivilce mi?

Kimi akne diyor, kimi sivilce… Peki, ikisinin farkı ne? Aslında bunun cevabı çok basit! Sivilce, kıl dibi iltihaplanması anlamına geliyor, akne ise ergenlik döneminde ortaya çıkan yapı olarak adlandırılıyor. Akne, genellikle hormonlarla ilişkili olarak ortaya çıkıyor.

Nasıl oluşuyor?

Bu soruyu Sculpture Güzellik Merkezi’nden Uzman Dr. Betül Şengör’e sorduk. Şengör, aknenin oluşmasında ilk neden olarak vücuttaki yağ oranının artmasını gösteriyor ve şöyle diyor: “Hormonlarla beraber, sebum denilen yağ üretimi artıyor.

Yağ arttığı zaman, çıkarken, gözenekleri açıyor. Gözeneğin içinden çıkmaya çalışan yağ, burada tıkanıp kalıyor. Bu tıkanmayla birlikte siyah ya da beyaz noktalar oluşuyor. Tıkaç olarak adlandırılan bu noktalar, bakterilerin yerleşmesi için harika bir ortam. Dolayısıyla akne bakterisi bu bölgeye geldiği zaman ‘akne’ adı verilen oluşum meydana geliyor. Üç aşamadan oluşan akne, kızarıyor, kabarıyor, içi sertleşiyor ve iltihaplanıyor.”

En çok kimler sivilce sorunu yaşıyor?

Akne oluşumunun nedenlerinden biri, hormonlar. Ama akne, herkeste olmuyor. Burada da devreye genetik yapımız giriyor. Genetik yapımızın akneye yatkın olup olmaması çok önemli. Yiyecekler de genlerimizle ilişkili olarak akne üzerinde etki gösteriyorlar, örneğin, yağlı yiyecekler yenildiğinde, midedeki asit savaşına yardım için karaciğer vücuda salgı gönderiyor. İşte, tam bu sırada, akneye yatkınlık derecesi devreye giriyor. Eğer genetik yapımız akneye uygun ise, bu sorunla karşılaşmak kaçınılmaz oluyor. Yani arkadaşının yüzünün bebek gibi olmasının perde arkasında genetik etkenler var!

Çarpıcı bir makyaj için nasıl bir fırça kullanmalı

Kaliteli bir ruj, rüya gibi bir far seti, ipeksi görünümü garantileyen bir pudra, mücevher gibi bir allık ya da tüm kusurları gizleyen bir kapatıcı… Hepsi bir yana makyajın sihirli değneği kesinlikle fırçalar! İşte, fırçaların doğru kullanım şekilleri, özellikleri ve bakım yöntemleri.

Yumuşacık allık fırçası: Allık fırçası allığı birkaç hareketle yüzünüze eşit miktarda dağıtmanızı sağlar. Gözlerinizde doğal bir etki sağlamak için kaşlarınız ve göz kapaklarınızın arasına fırçada kalan fazla allığı sürebilirsiniz. Fırçanızın yumuşak kılları olmalı ama yüzünüze uyguladığınız işlemlere hakim olacak kadar da formunu koruyabilmeli.

Cildinizi yenilemenin doğal yolları

Cildinizi kurumaktan ve soyulmaktan korumanız için doğal yöntemler.

Mevsim değişikliklerinde cildimiz nemini kaybeder, kızarır, kaşınır ve pul pul olur. Kozmetik sektörü tam da bu noktada binlerce çeşit serum ve nemlendiricileri ile imdadımıza yetişir. Ancak cildinizi korumak için dahaekonomik bir şeyler arıyorsanız haberimizi mutlaka okuyun ve mutfağınızda saklanan hazineleri keşfedin.

Bal: Bal doğal bir arındırıcıdır. Cildinizi sakinleştirir ve antimikrobiktir. Cildinizin tamemen soyularak pul pul görünümünden kurtulmasını sağlar. Ayrıca soyulmayla ortaya çıkan yeni derinizin sivilcelenmesini engeller.

Avokado: Avokadonun inanılmaz bir nemlendirme ve rahatlatma etkisi vardır. Bir avokadoyu ezip buz dolabında soğutun. Bacaklarınıza sürüp 20dakika kadar bekletin. Avokado kreminizi ister işe gitmeden önce ister gece yatarken uygulayabilirsiniz.

Yulaf unu: Yulaf ununun sakinleştirici etkisi vardır. Bir fincan yulaf ununu soğutun ve 15 dakika kadar cildinize uygulayın. Cildinizin yumuşadığınızı ve kızarıklıkların azaldığını göreceksiniz.

Maydonoz: Maydonoz kızarıklıklar ve iltihap için birebirdir. Ayrıca soyulmaya neden olan gerilmeyi de engeller. Bir kapta bir miktar maydonozu ezin ve kırmızı noktalarınızın veya kaşınan yerlerin üzerine sürün.

Selülitlerden Kurtulmak İçin Egzersizler

Selülitlerden kurtulmak için yapılabilecek egzersizler var mı? Ellerinizde belirli bir ağırlık olmadan da bu egzersizi yapabilirsiniz. Ellerinizde belirli bir ağırlık olmadan da bu egzersizi yapabilirsiniz. Yalnız bel problemi olanlar bu egzersizi çok dikkatli yapmalıdır. Çünkü hareket dengesiz bir egzersiz olduğu için tutarsız bir hareket sakatlıklara yol açabilmekte. Ellerimizi belimize koyuyoruz. Sağ ayağımız ve sol ayağımızda sayarak haftanın 3 günü sırayla 8-10 ve 12 tekrardan oluşacak şekilde hareketimizi yapıyoruz. Bu hareket aynı zamanda bacak ve kalça kaslarını kuvvetlendirmeye yarıyor. Sağa sekiz sola sekiz olmak üzere toplam iki set yapıyoruz.

Tabi bu başlangıç seviyesi. Bu hareketi yaparken bütün ağırlık kalça, bacak ve bel altı kas gruplarında oluşuyor. Bu yüzden hareketi oldukça dikkatli ve yavaş yapmalıyız ki sakatlıklara maruz kalmayalım. Elinizde bir materyal kullanmak istediğinizde, küçük bir topunuz da olsa bu işinizi görecektir.

Sağlıklı Güzellik İçin Beslenme Alışkanlıkları

Pırıl pırıl saçlar ve ışıldayan gözler için yalnızca pahalı şampuanlar, kremler kullanmak yetmiyor.

Beslenme alışkanlıklarını değiştirmek, doğru besinleri tüketmek; güzelliğinize güzellik katabiliyor. İşte sizi daha genç ve güzel gösterecek sihirli yiyecekler..

MÜKEMMEL BİR CİLT

SOMON
Ne yapar: Cildin kurumasını engelleyerek, yumuşak bir dokuya sahip olmasını sağlar. Deri hücrelerinin su tutma kapasitesini artırarak taze ve dolgun bir görünüm verir. Doğal olarak, iyi nemlenmiş bir cilt daha sıkı görünür ve çizgilere, kırışıklıklara karşı daha dirençli olur. Cildi yumuşatan diğer yiyecekler: Sardalya, ketentohumu, ringa balığı.

TOFU
Ne yapar: Tofu ve soya fasulyesinden elde edilen diğer yiyecekler, cildin yaşlanma sürecini yavaşlatıyor. Ayrıca yaşınız kaç olursa olsun, cildi onararak daha güçlü ve esnek olmasını sağlıyor. Kalojen üretimini artıran diğer yiyecekler: Soya fasulyesi, soya sütü ve ketentohumu.

Bitkisel güzellik reçetesi

Sağlıklı bir cilde sahip olmanız artık çok kolay. İşte cilt bakımı için uygulayacağınız pratik bir yöntem: 120 gram badem yağını, 30 gram suyu alınmış lanoin ve 30 gram vazelinle bir kaba koyun. Bu kabı içinde su kaynayan bir tencereye yerleştirip eritin. Ateşten alıp soğuyuncaya kadar çırpın ve cildinizi temizlemek için kullanın.

Her tür cilde uygun
1 çorba kaşığı Hint yağı, 1 çorba kaşığı gliserin, 1 çorba kaşığı lanolini içinde su kaynayan bir kaba oturtulmuş kasede karıştırın.

Soğutup kavanoza koyarak kullanın. 1 çay fincanı taze gül yaprağını, 1 çay fincanı alkole koyarak bekletin. Limon, portakal kabuğu, fesleğen, kuru nane yapraklarını kaynar suya atın. 12 saat bekletin. Sonra süzün.

Mis gibi kokun
İki sıvıyı birbirine karıştırın. Bir kaba koyarak sıkıca kapatın. Kullanmadan önce çalkalayın. Banyo sonrasında vücudunuza sürün. Bu işlemi haftada 1 defa uygulamayı unutmayın. Cildinize uygulayacağınız bu program, kısa sürede vücudunuzu mükemmel bir hale getirecek. Uzmanlar bu uygulamanın en büyük özelliği olarak yağlı, kuru veya karma gibi ciltlere rahatlıkla tatbik edilebilmesini gösteriyor.

Gözaltı için neştersiz çözüm

Göz çevresindeki yaşlanma izlerinden neştersiz de kurtulabilirsiniz! Yeni ve etkili bir kimyasal peeling yöntemi olan ‘gluco eye’ uygulaması sayesinde, gözaltındaki torbalara, morluklara ve ince kırışıklıklara veda ediliyor.

Çok ince ve sebase bezlerden (yağ bezlerinden) fakir bir deriden oluşan göz çevresinde çok sayıda kas bulunuyor. Bu kas yoğunluğu nedeniyle ‘dinamik kırışıklık’ denilen mimik kırışıklıkları erken yaşta oluşmaya başlıyor. Göz çevresinde kırışıklık dışında görülen diğer sorun göz etrafında morluklar ve ödem yani torbalanma.

GÖZ HALKALARI

Hem erkeklerde hem de kadınlarda sık görülen göz halkalarının nedeni kesin olarak bilinemese de, buna neden olabilecek birçok faktörden bahsediliyor. Bu faktörler arasında genetik nedenler, güneş ışınları, düzensiz uyku, düzensiz beslenme, sigara ve alkol tüketimi, alerjiler ve bazı sistemik hastalıklar bulunuyor.

MORLUKLAR

Gözaltındaki morluklar birçok nedene bağlı olabiyor. Yaygın olarak genetik nedenlere bağlanıyor. Uzmanlar, kişinin altta yatan eşlik eden bir sağlık problemi yoksa ve tetikleyici bir faktör bulunamıyorsa, genetik nedenlerden olduğu konusunda hemfikir. Gözlerin, aynı zamanda yüzümüzde yılların izlerini ilk ele veren bölge olduğunu söyleyen Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Eda Kumbasar, göz bakımında en önemli noktanın hijyene dikkat etmek olduğunu söylüyor.

NEŞTERSİZ GENÇLEŞME YÖNTEMİ

şimdilerde kozmetik alanındaki gelişmeler, gözaltındaki torbalanmalar, morluklar ve ince kırışıklıkları tedavi etmek için ‘Gluco eye’ dedikleri yeni bir uygulamadan bahsediyor. Cerrahi olmayan bu uygulama, son derece güvenli ve etkili bir uygulama. Hastanın işlem için ayırması gereken süre yaklaşık 15 dakika ve işlem sayısı 2-5 seans. Uygulama üç haftalık seans aralarıyla yapılıyor.

AHA’LI TROPİKAL JEL

Hastanın göz etrafına ve her iki göz kapağına alfahidroksiasit (AHA) formülasyonu içeren topikal jel sürülür. Glikolik asitin, latik asit ile beraber kullanımı ürünün etkisini arttırır. Göz etrafı hassas bir alan olmasına rağmen bu uygulamada herhangi bir iritasyon yani tahriş olmaz. Bu jel uygulandıktan sonra nötralizanı yani asidi dengeleleyici madde ile işlem sonlandırılır. İşlem sonrası bakım kremleri sürülür ve işlemden sonra kullanması gerekentek ürün güneş koruyucudur.

Bu işlemin ideal olarak yapıldığı dönem sonbahar ve kış ayları. Bu uygulamada hiperpigmantasyon yani lekeler, güneş ve yaşlanma lekeleri, skarlar yani izler ve ince kırışıklıklar azalıyor. Bu uygulamanın önemli avantajı ise tüm deri tiplerinde kullanılabiliyor. Yani açık tenli veya koyu tenli kişilerde herhangi bir problem olmadan güvenle kullanılabiliyor.

GÜNEŞ IŞINLARINA DİKKAT

Gözleri kırışıklıklardan korumada diğer önemli konu da çevresel faktörler. Özellikle güneş ışınları bunun başında gelir. Uzun yıllar UV’ye maruz kalan kişilerden güneş ışınlarının yaptığı birikim hasarına bağlı olarak gözaltında renkte koyulaşma pigmentasyon görülebilir. Çok basit ama, en önemli yaşlanma karşıtı kremlerden biri olan güneş koruyucular yine burada da devreye girmektedir. Güneş koruyucu kullanımı, göz çevresi kırışıklığını engellemede en önemli yöntemdir. Güneş koruyucuları bu yüzden mutlaka göz çevresi dahil tüm göz etrafına uygulanmalı.

DÜZENSİZ UYKU

Düzensiz uyku saatleri de gözlerin en önemli düşmanlarından Günde en ez 8 saat uyku ve aynı saat aralıklarında uyku düzeni gerekiyor. Uyku düzeni olmayan kişilerde göz etrafında torbalanma ve morluklar en sık karşılaşılan problemlerden oluyor.

ALERJİ

Alerjik kişilerde yine gözaltında mor halkalar sıkça görülür. Bu yüzden alerji tanısı olan kişiler ilgili hekime başvurup altta yatan hastalıklarıyla ilgili tedavi olmalı. Hastaların alerjileri bazen sadece göz etrafındaki bazı belirtilerden ortaya çıkabiliyor. Bu yüzden göz etrafında ödem, şişlik ve renk değişikliği olduğunda mutlaka bir cilt uzmanına başvurmak gerekiyor.

MORLUĞA KARŞI YÜKSEK YASTIK

Göz çevresindeki deri çok ince olduğu için damarlar cilt altında oldukça belirgindir ve bu gözaltında morumsu-kahvemsi bir renge neden olabilir. Kan basıncındaki herhangi bir artış bu rengin daha da koyulaşmasında neden olabilir. Bu sebeple göz altında morluk şikayeti olan kişilere yüksek bir yastıkla uyumaları öneliriliyor. Böylece gece boyunca oluşabilecek göz etrafındaki kan basıncı minimuma düşüyor ve morluklar gün boyunca çok daha az oluyor. Belli ilaçlar göz etrafında bulunan morlukları arttırabilir. Özellikle damar duvarını genişleten ilaçlar göz etrafındaki morlukları fazlalaştırabilir.

ANTİOKSİDAN VE ÇİNKO AĞIRLIKLI BESLENME

Tüm bunların yanı sıra unutulmaması gereken bir diğer faktör ise düzensiz beslenmenin göz etrafındaki morlukları arttırabildiğidir. Antioksidan vitaminlerden fakir bir diyet, çinkonun yetersiz alınımı, sebze ve meyvenin yeterli tüketilmemesi göz etrafındaki problemlere neden olabilir.

DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

Dengeli beslenin
Düzenli uyuyun
Alkol ve sigara kullanımından kaçının
Yüksek yastıkla uyuyun
Altta yatan alerjik hastalıkları araştırın
Güneş koruyucu kullanın (kış ayları dahil)
Vitamin K içeren göz çevresi krem kullanın
Retinoid içeren göz kremleri kullanın
AHA uygulamalarından (göz etrafına yapılan kimyasal peelingler) yararlanın

Gergin Cildin Kaynağı Doğada Gizli

Her mevsim cildin derdi değişiktir. Yazın, kahverengi renk bozuklukları ve kızarıklıklar ortaya çıkar. Yaz biterken ise bunların bakımı ile uğraşılır. Şimdi bayram da yaklaştı. Bu yazımda, bakımlı görünmeniz için sizlerle tabiattan birkaç formül paylaşacağım.

Bitkisel ürünler ile bakımlı olmak isteyen, bu ürünlerin gençliğe etkisini merak eden, araştıran, okuyan ve bunu uygulayan birçok genç kadın var. Bu noktada öncelikle unutulmaması gereken konu alkol, sigara ve vitamin yetersizliğinin cildi bozduğu.

Son yıllarda araştırmalar tabiatın içinde güzellik ve estetik sorunları için fazlasıyla çözüm olduğunu gösteriyor. Bozulan ve yıpranan ciltler için doğanın bünyesinde bir hayli reçete mevcut.

Yine de doğal çözümleri keşfeden genç kadınların içinde bile cildi zamanından önce bozulanlar var. Mesela, “20 yaşındayım ama cildim çok kötü” şeklinde çok soru ile karşılaşıyorum. Bunlar sadece bakımsızlıktan değil, kullanılan ve katkı maddesi içeren kremlerle de ilgili. Doğal ürünlerde antioksidan özelliğe önem verin. Deriyi dinçleştirmek için antioksidan ihtiva eden doğal ürünleri kullanmanızı tavsiye ediyorum.

Cildimizdeki Lekelerden Kurtulma Yolları

İlerleyen yaş, güneş ışınları ve çeşitli sebeplerle oluşan deri lekelenmeleri çoğumuzun korkulu rüyasıdır. Ancak teknoloji bu soruna da çözüm sunuyor. Leke tedavisinde yeni geliştirilmiş bir teknik olan lazerde, özel dalga boyunda ışınlar kullanılarak pigment içeren hücrelerin harap edilmesi, deriye renk veren melanin pigmentinin yıkılması veya derinin en üst tabakasının soyulması ile lekeler yok ediliyor. Acıbadem Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Acıbadem Maslak Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Emel Erkek deri lekelenmelerine karşı uygulanan en son yöntem olan ‘lazer tedavisi’ hakkında bilgi verdi. Doç. Dr. Emel Erkek, “Lazer sistemleriyle yapılan uygulamalarda etraftaki normal deriye zarar vermeden lekelerin tedavisi mümkün oluyor. Lazer hem yüzeysel, hem de derin lekelerin tedavisinde başarı ile kullanılıyor. Lazerle leke tedavisi en sık yüze yapılmakla birlikte boyun, el üstleri ve diğer vücut bölgelerine de uygulanabiliyor” dedi.

Lekelenme daha çok yüz, boyun ve el üstlerinde oluşuyor

Deri lekelenmeleri ilerleyen yaş ve güneş ışınlarının yanı sıra hormonal, genetik faktörler, ilaç ve kozmetik kullanımının yanı sıra metabolik hastalıklar sebebiyle de oluşabiliyor. Lekelenme doğumsal olabileceği gibi, sonradan da edinilebiliyor. Derinin en üst tabakası veya deri altı tabaka ile ilişkili olabilen lekelenme, mekanizma olarak melanin pigmentinin artışına veya melanin-dışı pigment birikimine bağlı olarak ortaya çıkabiliyor. Daha çok koyu tenli kişilerde görülen deri lekelenmesi yüz, boyun V’si ve el üstleri gibi kronik olarak güneşe maruz kalan deri bölgelerinde belirgin oluyor.

Leke yüzeysel ya da yeni ise tedaviye yanıt şansı yüksek!

Çoğu zaman kozmetik problemden ibaret olan deri lekelerinin bazıları kansere dönüşüm olasılığını barındırıyor. Güneş ışınlarının yalnızca lekelenme oluşumunda değil, varolan leke bölgelerinin kararmasında ve leke üzerinde kanser oluşumunda da önemli rolü bulunuyor. Leke tedavisinde en temel prensip güneşten korunmadır. Bu sağlandıktan sonra lekelenmenin tipine göre uygun tedavi seçenekleri gözden geçirilebiliyor. Genel olarak lekelenme ne kadar yüzeyselse ve ne kadar yeni ise, tedaviye yanıtı o derece olumlu oluyor.

Sağlıklı Bir Ten İçin Yapılması Gerekenler

Güneşe çıkmadan önce cilt sağlığınız için bu gıdaları 5 gün boyunca tüketin 1 ay boyunca sağlıklı bir tene sahip olun. İngiltere’de yayınlanan Daily Mailgazetesine konuşan Bristol Üniversitesi’nden bilim insanları, solaryum ya da güneşlenmeye alternatif olan yiyecekleri araştırdı. Bu gıdalardan bir ay boyunca tüketmek solgun cildinize renk katacak. Uzmanlara göre bu etkinin nedeni, bu gıdalarda bulunan ve içeriğinde 600 farklı pigment bulunduran “carotenoid” isimli madde. İşte cildinize sağlık katacak gıdalar: Havuç, Ispanak, Lahana, Domates, Kırmızı biber, Kayısı, Greyfurt, Kavun, Üzüm, Şeftali…

Bir avuç Antep fıstığı kolesterolü düşürüyor

ABD’deki Pennsylvania State Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalar günde bir avuç Antep fıstığı tüketmenin kolesterolü dengelemeye yardımcıolabileceğini ortaya koydu. Bilim insanlarına göre antioksidanlarbakımından zengin olan Antep fıstığı hücrelerin tahribatını engelliyor, kalp hastalığı riskini azaltıyor ve kansere yakalanma olasılığını düşürüyor. Çalışmaya göre günde bir avuç Antep fıstığının tüketildiği dengeli birbeslenme düzenine sahip olan kişilerde kolesterol düşüyor ve kalp hastalığı riski azalıyor.

Cilt sorunlarına küçük ve etkili çözümler

Evinizdeki malzemelerle cildinizdeki problemleri azaltabilir, kozmetik ürünlere para harcamadan güzelliğinizi geri kazanabilirsiniz…

Kuru saçlara muz

Saçlarınızın çok kuru olduğundan yakınıyor, daha parlak görünmesini mi istiyorsunuz? İşte işe yarayacak bazı öneriler:

Bir muzu iyice ezin. Bir çay kaşığı bademyağıyla karıştırıp saçınızın diplerinden başlayarak uygulayın. 20 dakika beklettikten sonra durulayın.

Bir başka öneri ise şöyle; 1 yumurtayı, 1 çorba kaşığı sirkeyi, 2 çorba kaşığı bitkisel yağı karıştırın çırpın. Bu karışımı baş derinize ovarak iyice yedirin. Saçlarınızı tarayarak bütün karışımın saçlarınıza eşit yayılmasını sağlayın. 15 dakika böyle bekledikten sonra saçlarınızı yıkayarak durulayın.

İltihaplı Sivilceler İçin Cilt Maskesi

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu bazı bayanların sırtlarında,yüzlerinde ,ciltlerinde ve karın bölgelerinde oluşan iltihaplı sivilce ve akneler için soğan suyunun mükemmel bir çözüm olduğunu açıkladı.

İltihaplı sivilce ve akneler için soğan suyu kürü:

İltihaplı sivilce ve akneler için kuru soğan suyunu günde 2 kez iltihaplı sivilce ve aknelerin üzerine kulak temizleme çubuğunun ucundaki pamuk yardımıyla sürün.

İltihaplı sivilce ve akneler için kür:

Bir miktar marul yaprağını iyice yıkayıp mikserde sıkıp özsuyu ile birlikte sabah ve akşam sivilceli bölgeye sürün. Sivilceler geçene kadar işleme devam edilir.

İltihaplı sivilce ve akneler için kür:

Bir litre suyun içine bir avuç taze ceviz yaprağı eklenip, kaynatılır. Süzüldükten sonra günde iki kez pamuk yardımıyla sivilceli bölgeye sürülür.

Mükemmel Cilt Diyeti

Aynaya baktığınızda cildinize mahkum olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Yüzünüzdeki aknelerden bir türlü kurtulamıyorsanız, bir de bu yöntemleri deneyin!

Akneli cildin görünümünü düzeltmek için ilk adım temizlik. Yüzün sabah ve akşam sıkıştırıcı maddelerle zenginleştirilmiş çok hassas bir nötr sabunla yıkanması gerekli. Temizleyici seçiminde cildin yağını fazla almayacak bir malzeme olmasına özen göstermek çok önemli: Aksi takdirde tersine bir etki görülebilir ve yağ bezleri fazla yağ üretebilir. Cildin aşırı temizlenmesinden kaynaklanan bir tür akne de vardır.

Tedavide genel kurallar:
1 – Cilt toniğiniz çok az alkol içermeli. Antiseptik ve ağrı dindirici maddelerle zenginleştirilmiş olanları tercih edin.
2 – Koruyucu kremler içinde en uygun olanlar cilde mat bir görünüm veren ve çabuk uçanlar. Bunların içindeki yağlı kısım deriyle direkt olarak temas etmiyor.
3 – Temizlik maskeleri cildi rahatlatan ve yağ üretimini azaltan A, E, F vitaminleri ve atkuyruğu lavanta adaçayı biberiye mercanköşk gibi bitki özleri içermelidir.
4 – Bir estetisyenin belli sıklıkta uygulayacağı derinlemesine temizlik cildin durumunu kontrol altında tutmaya yardımcı olacaktır.
5 – Akneli cilde makyaj yaparken özel hazırlanmış ürünler kullanmaya dikkat edilmeli. Örneğin yağsız bir toz fondöteni kuru bir sünger yardımıyla uygulayabilirsiniz. Sivilcelerin azdığı dönemlerde pek makyaj yapmamanız daha iyi olur.
6 – Bir estetik uzmanı akne sorununuzu 2 – 3 ayda çözebilir. Uygulanacak tedavi kozmetik malzemelerle de takviye edilen birkaç ilacın kullanımına dayanıyor. Günümüzde ilaçların içerdiği retin – A gibi temel aktif maddelerin oranının düşürülmesi yan etkileri azalttığı gibi mükemmel sonuç elde edilmekte.

Göz Çevresi Bakımı

Güzelliğin en çarpıcı silahı olan gözler, yüzün en hassas bölgesi olduğu için erken yaşlarda kırışıklıklara davetiye çıkarıyor. Bu nedenle göz çevresine ekstra bir bakım gerekiyor. İşte doğal yöntemlerle göz çevresi bakımı ve egzersizler?

En doğru seçim, tahriş etmeyen ve alerjik olmayan yağsız nemlendiriciler kullanmak ve doğal yöntemlerle cildi beslemektir. Beslenmekten, dinlenmeye, temizlikten göz jimnastiğine ve evde hazırlanan doğal kremlere kadar pek çok konuda bazı temel kurallara uymak gerekiyor.

Beslenme

Dengeli beslenmek sağlık kadar güzellik için de yararlı. Vücudumuz için gereken her türlü besini her gün düzenli olarak yemek gerekiyor. Bunun yanı sıra gözlerin dostu olan A vitamini deposu yiyeceklere günlük öğünlerde mutlaka yer verin. Özellikle havuç, balkabağı, ıspanak, pazı, kereviz, maydanoz, dereotu, roka, kayısı, şeftali, kavun, et, balık ve yumurta gibi A vitamini kaynağı besinleri sofranızdan eksik etmeyin.

Dinlenme

Uykunun azı da fazlası da zararlı. Her gün 8 saatlik düzenli uyku göz sağlığı için çok yararlı. Her akşam aynı saatlerde uyumak yorgun gözleri dinlendiriyor. Özellikle yoğun tempoda çalışanların düzenli uyku uyumaları ve mümkünse öğle yemeğinden sonra gözlerini 5-10 dakika dinlendirmeleri gerekiyor.

Temizlik

Göz makyajı her akşam yatmadan önce mutlaka temizlenmeli. Ancak temizleme işlemini göz çevresini tahriş etmeden yumuşak hareketlerle yapın. Rimel ya da far kalıntıları veya uygun olmayan temizleme ürünleri gece boyunca cilde zarar verebiliyor hatta kirpiklerin dökülmesine neden olabiliyor.

Cilt Bakımı Ürünlerini Evde Kendiniz Yapın

Filika Yayınevi’nden çıkan “Meslek Sırlarım” adlı kitapta Güzellik Uzmanı Suna Dumankaya, doğal güzellik sırları ve evde yapılabilecek bakım önerileri sunuyor. İşte kitaptan bazı formüller…

Temizleme sütü formülleri

Yüzdeki gözeneklere dolan kirleri, makyajı, cildin doğal yapısını bozmadan temizlemek gerekir. Bunun da en kolay ve ucuz yolu; evimizde hazırlayacağımız doğal malzemelerden oluşan karışımlardır. Temizleme sütünü, parmaklarınızla ve yuvarlak hareketlerle sürün.

* Salatalıklı temizleme sütü
Malzeme: Bir adet salatalık, 25 gr. badem yağı.
Uygulama: İyice yıkanan salatalık kabukları soyulmadan rendelenir. 15 dakika kaynatılır ve süzülür. Üzerine badem yağı ilave edildikten sonra cilt silinir. (Hazırlanan karışım, kapalı bir şişede buzdolabında muhafaza edilir.)

* Sütlü temizleme kremi
Malzeme: 500 gram inek sütü, 500 gram saf alkol.
Uygulama: Süt kaynatılmadan saf alkolle karıştırılır ve cilt bu karışımla silinir. Karışımın lekeleri de azaltan özelliği vardır. Hazırlanan karışım, kapalı bir şişede buzdolabında muhafaza edilir.

* Papatyalı temizleme sütü
Malzeme: Bir kahve fincanı yağlı süt, iki çorba kaşığı sarı papatya.
Uygulama: İçine su konulan bir tencerenin üzerine başka bir tencere konur. Malzemeler üstteki tencerede karıştırılıp, kısık ateşte ısıtılır. Sütün üzerinde kaymak oluşmadan, ocaktan alınıp, iki saat dinlendirilir. Karışım süzüldükten sonra, cilt silinir. Hazırlanan karışım, kapalı bir şişede, buzdolabında bir hafta muhafaza edilir.

Tonik formülleri

Toniğin içindeki bitkiler cildin rahatlamasını sağladığından, toniklemenin ardından yapacağınız masajın etkisi de artacaktır. Hazırladığınız tonikten birkaç damla pamuğa damlatıp, silmeden tamponlayarak cildinize uygulayın. Toniklemeden sonra cildinize maden suyu püskürtün ve kağıt mendille tamponlayarak kurutun. Sonra nemlendiricinizi uygulayabilirsiniz.

* Lavantalı tonik
Malzeme: Lavanta, melisa, papatya, hatmi çiçeği, yarım fincan saf alkol, içme suyu.
Uygulama: Kaynamış suyun içine birer tutam lavanta, melisa, papatya ve hatmi çiçeği atılır. 15-20 dakika demlenmesi beklenir. Demlendikten sonra temiz bir kaba süzülür. Karışıma yarım kahve fincanı saf alkol eklenir. Hazırlanan karışım, kapalı bir şişede buzdolabında muhafaza edilir.

* Papatyalı tonik
Malzeme: Bir tutam papatya, 500 gr. su.
Uygulama: Papatya suda pişirilir ve buz kabına boşaltılıp, dondurulur. Her gün cilde kompres yapılır. Sıkıştırıcı özelliği vardır ve sarkmayı önler.

* Dere otlu tonik
Malzeme: Bir demet dere otu, 25 gram badem yağı, bir şişe maden suyu.
Uygulama: Dere otu yıkanıp, mikserde çekilir. Bir kapak badem yağı ve maden suyu ilave edilir. Karışım buz kabına konup, dondurulur. Her gün cilde kompres yapılır. Cildiniz böylece daha sağlıklı, parlak ve canlı olacaktır.

Cilt Tipine Göre Cilt Bakımı

CİLDİNİZİ TEMİZLEYİN: Alfa hidroksi asit içeren peeling amaçlı iyi bir temizleyici ile yüzünüzü silin. Uygun temizleyiciniz yoksa evde hazırlayacağınız kolay bir karışım işinizi görecektir.

Doğal cilt temizleme karışımı
Yulaf ezmesini toz pudra kıvamına gelene kadar dövdükten sonra ılık suyla karıştırarak ovalayın. Karışımı yüzünüze dairesel hareketlerle masaj yaparak yedirin. Ilık bir bezle yüzünüzü sildikten sonra soğuk suyla durulayın.

BUHAR BANYOSU YAPIN: Bir kahve fincanı içine papatya ve nane çayını koyun. İnce bir bezi bu karışıma batırın (bezin gözünüze ve dudaklarınıza gelen kısmını kesebilirsiniz). Bezi yüzünüze doğru tutup bu şekilde 1-2 saniye bekledikten sonra bezi tamamen yüzünüze bastırın ve 10 dakika bu şekilde rahatlayın.

MASKE: Kozmetik ürünleri arasından seçebileceğiniz pek çok bakım maskesi var. Cildinizi derinlemesine temizleyen, nemlendiren ya da cildinizin eksiklerini gideren bir tanesini seçip uygulayabilirsiniz. Dışarıda satılan ürünlerin yerine, evde kendi maskesini yapmak isteyenler için işte önerilerimiz: Bu maskeleri hazırlamak için malzemeleri bir kase içinde karıştırın ve yüzünüze uygulayıp, on dakika bekletin.
Çikolata Maskesi: (tüm ciltler için) 1/2 fincan kakao, 4 yemek kaşığı krema, 3 tatlı kaşığı süzme peynir, 1/4 fincan bal, 3-4 tatlı kaşığı yulaf ezmesi, 3 tatlı kaşığı olgun avokado.
Sebze Maskesi: (yağlı ciltler için) 1/4 soyulmuş çekirdekleri çıkartılmış domates püresi, 2 tatlı kaşığı yoğurt, 2 tatlı kaşığı aloe jel, 3-4 tatlı kaşığı yulaf ezmesi, 1 tatlı kaşığı rendelenmiş salatalık, 2 rendelenmiş nane yaprağı.
Tutti Frutti: (kuru ya da çatlamış ciltler için) 1 fincan püre haline getirilmiş muz, şeftali, kavun, karpuz, böğürtlen, çilek karışımı, 2 yemek kaşığı krema, 2 tatlı kaşığı süzme peynir, 1 tatlı kaşığı esmer şeker, 1/2 tatlı kaşığı kuru ada çayı, 3-4 tatlı kaşığı yulaf ezmesi.
DURULAYIN: Cildinizde kuruyan maskeyi çıkarmak ustalık ister. Maskeyi kaldırmadan önce cildinizi nemlendirmek için ılık bir bezle hafifçe ovalayın.
NEMLENDİRİN: En iyi nemlendiricinizi parmak uçlarınızı kullanarak yüzünüze uygulayın. Daha sonra göz kreminizi de serçe parmağınızla yavaşça sürün. Bütün bu işlemlerden sonra dışarı çıkmak istiyorsanız; sürdüğünüz kremlerin güneş ışınlarına karşı cildinizi koruma özelliği olmasına dikkat edin.

Portakal kabuğundaki gençlik mucizesi

Portakal ve limon kabuğu… Bu ikisi biberiye bitkisinin özü ile birleşince ortaya süper bir karışım çıkıyor. İşte bu güçlü iksirin formülünü Doğal Ürün Uzmanı Volkan Kurt açıklıyor.

Yüzde kırışıklık ve sarkma problemleri birçok kadının ortak sorunudur. Bu problem, sigara ve düzensiz beslenmeden dolayı genç kızlarda dahi görülebilmektedir. Form kazanma yöntemleri kışın daha çok gündeme geliyor.Çünkü kış, insanı depresyona sokan bir mevsim. Ve bu da cildi etkiliyor, bozuyor. Kadınların büyük çoğunluğu güzellik ve sağlık çözümleri için tercihini doğal olandan yana kullanıyor. Artık günümüzde, “doğal” güzelliğe daha çok kıymet verilmeye başlandı.

Şimdi size portakalın getirdiği güzellikten ama mucize bir güzellikten söz etmek istiyorum. Portakalın içeriğinde potasyum, protein, B ve E vitaminleri bulunmaktadır. Kabuğunda bulanan karoten, kanı temizlediği için cilde de çok yararlıdır. İşte güzellik sırrı da bu kabukta saklı. Portakal kabuğu özü, yine cilt için çok önemli bir şifalı bitki olan biberiye özü ile birleşince da harikalar yaratıyor. Bu karışım ciltteki sorunları yok ediyor.

Turuncu kabuktaki gençlik sırrı

Biberiyenin yapraklarının özü, yaralar ve kesiklerin giderilmesinde kullanılır. Portakal kabuğu uçucu yağı ise derideki bazı sorunları giderir. Limonda da cilt için çok faydalı maddeler bulunmaktadır. Bizler lekelere, kırışıklıklara iyi gelen, gençleştiren bitkisel çözümler üzerinde duruyoruz. Bazı bitki ekstreleriyle saf yağların da güzellik, gençlik için yararlarını biliyoruz. Portakal ve limon kabuklarındaki özler neticesinde, deride çok yönlü güzelleştirici etki yaratır. Sorunları gideren, deriye aydınlık ve parlaklık veren portakal ve limon özleri, biberiye gibi doğal başka bir yağ ile buluşturulduğunda ise mükemmel bir cilde davetiye çıkarır.

Güzelliğin ve gençliğin tabiattaki doğal bitkilerde aranmasının nedeni son yıllardaki yükselen eğilimlerle de ilgili. Çünkü birçok kadın artık doğal olan kozmetiğe değer veriyor. Doğadaki güzelleştirici formüllere inanıyor, deniyor ve sonuçlarını alıyor. Bu durum, derinin onarılmasını ve korunmasını sağlayan doğal kremlere olan ilgiden de açıkça belli oluyor.

Sözünü ettiğimiz bitki özlü krem düzenli olarak sabah ve akşam saf gülsuyu ile temizlenmiş cilde uygulanmalı. (Yalnız yüzünüz yağlı ise, gülsuyu ile silmeyin) Dairesel hareketlerle emilmesini sağlayın. 12 haftadan sonra cildin daha sorunsuz, genç ve yumuşak bir görünüme kavuştuğunu göreceksiniz.

Selülitten Kurtulma Yöntemleri

Yazın gelmesiyle ve deniz sezonunun açılmasıyla beraber kadınların en büyük problemlerinden birisi olan selülitten kurtulmak bir mecburiyet oldu. Çoğu kinin bildiği gibi kadınların basen ve bacak bölgelerindeki yağlanmalarına Selüloit diyoruz. Peki bu yağlanmalardan kurtulmak için ne yapmalı?

Selülitten kurtulmak için birçok bayanın eminim ki bir yolu vardır. Ve kadınların bu Selülit problemi için ayrıca bir sektör olduğu bilinmekte. Piyasada birçok ürün kadınları Selülitten kurtaracağını iddia ediyor fakat kaçı doğru söylüyor meçhul.

Aynı zamanda gelişen ve sürekli değişen teknolojiyle Selülitleri yok etmek mümkün. Birçok estetik aletleriyle yapılan bu uygulamalarla Selülit kurtulmak mümkün hale gelebiliyor.

Ayrıca 1952’den buyana kullanılan mezoterapi ( orta deri tedavisi) yöntemi diyetle beraber yapıldığı için diyet tam uygulandığı takdir de % 100 sonuç veren bir Selülitten kurtulma yöntemi. Mezoterapi yöntemiyle beraber sadece Selülitten kurtulmakla kalmıyorsunuz ayrıca bölgesel zayıflayabiliyor. Veya cilt yaşlanmasını önleyebiliyor yahut yazar izlerinizi tedaviedebiliyorsunuz.

Mezoterapi yöntemi nedir? Mezoterapi yöntemi istenilen bölgede enjeksiyon yöntemi ile deri altına uygulanan minik dozlardaki bitkisel ilaç tedavisidir. Aynı zamanda bu yöntemin hiçbir yan etkisi yoktur.

Görüldüğü gibi estetik minik bir operasyonla Selüloitten kurtulmak mümkün. Mezoterapi yöntemi tamamen bitkisel bir yöntem. Bu nedenle içiniz rahat bu tedaviyi yöntemini kullanarak Selülitten krtulanabilirsiniz.

Cildiniz Çok Yorgunsa

Cildimizin solgun ve bakımsız görünmesi bizler için hiç de hoş bir durum değil aslında.

Bu durumdan kurtulmanın ve daha sağlıklı ve güzel bir cilde kavuşmanın yolu yine doğalreçetelerden geçiyor.Doğal şifa deyince akla ilk gelen isimlerden olan Suna Dumankaya cildimizin toparlanması ve sağlık kazanması için bize şu önerilerde bulunuyor ;

Cildinizde gözenekler açık ve belirginse ve renk farklılıkları oluştuysa :Cildiniz hassas değilse, bir çorba kaşığı süzme yoğurda bir çorba kaşığı kırmızı şarap ekleyip karıştırın. Bu karışımı cildinize sürün. Cildiniz bu karışımı 5 dakikada emer. Ardından işlemi tekrarlayın. 30 dakika sonra hafif dairesel hareketlerle cildinizi ovalayın. Dışarı çıkmadan 10 dakika önce 20 faktörlü güneşten koruyucu krem sürmeyi ihmal etmeyin.

Göz altlarınız yorgun ve morarmışsa:Bir tutam temizlenmiş semiz otunu robottan geçirin. Gazlı bezin arasına koyupgöz çevrenizde 20 dakika bekletin. Haftada üç gün yatmadan önce sorunlu bölgelerinize elma suyu sürün. Maydanoz tüketmeye özen gösterin.

Güzel ve Çekici Eller

Güzel ve dikkat çekici ellerle karşı cinsi cezbetmeye ne dersiniz ?

Ellerimizin, yaşın gizlenemediği organlarımız olduğunu söyleyen Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, el estetiğinin son dönemde önem kazandığını, birkaç basit işlemle elleri güzelleştirmenin mümkün olduğunu belirtti. Prof.Kışlaoğlu, ellere uygulanabilen estetik uygulamalarla ilgili şu bilgileri verdi:

Lazerli cilt gençleştirme: Ağrısız, ciltte tahriş ve kızarıklık bırakmayan, tedavi sonrası toparlama süresi gerektirmeyen yöntemdir. Yenilenen ciltteki hücreler daha düzgün, daha sıkı ve genç görünen bir yüzey oluşturur. Üçüncü seanstan sonra etkisi gözle görülebilir.

Sivilcelerden nasıl kurtulurum?

Yılbaşına haftalar kala cildinize uygulayacağınız küçük bakımlarla hazırlanmaya başlayın. Sivilcelerden muzdaripseniz, vereceğimiz birkaç küçük sır sayesinde savaşı siz kazanacaksınız.

Sivilce üzerine uygulanacak ilaçlar

Şiddetli akne için üretilmiş (A vitamini türevleri olan) birçok ilaç vardır ve bu ilaçlar sadece reçeteyle satılmaktadır. Eğer sizin de şiddetli akneleriniz varsa mutlaka bir cilt doktoruna görünmelisiniz. Bununla birlikte normal seyirde çıkan sivilceler için %2 salisilik asit içeren kurutucu losyonları denemelisiniz. Daha doğal ilaçlar için içlerinde çay ağacı ya da maydanoz olan ürünleri tercih edebilirsiniz.

Henüz çıkmadan yok edin

Yüzünüzde çıkmak üzere olan bir sivilce fark ederseniz, hemen ince bir kumaş ya da kağıt havlunun içine sardığınız buz küplerini o bölgeye bastırın. Aralıklarla 15 dakika uygulayın. Veya biraz kil maskesi alarak, tam o bölgenin üzerine sürün ve 30 dakika ya da gece boyunca bekletin.

Siyah nokta avcıları

Siyah noktalarınızı sakın sıkmaya kalkmayın, yoksa iz kalabilir. Bu işi dermatolog veya güzellik uzmanlarına yaptırabilir ya da siyah noktalar için üretilmiş ürünleri deneyebilirsiniz! Çünkü siyah noktalar, eğer çok derinde değillerse, bu ürünlerle rahatlıkla temizlenebilirler.

Büyümüş gözenekler

Soğuk yoğurdu yüzünüze uygulayarak 10 dakika bekletin ve sonra da ılık suyla durulayın. Yüzünüzü canlandıracak, fazla yağı ve bakteriyi alacak ve gözeneklerinizin daha sıkı görünmesini sağlayacaktır.

Kara lekeler

Sivilceler geçtikten sonra arkalarında bıraktıkları kara lekeler o kadar da kolay kaybolmayabilir. Bu sorun için bazı markaların çıkarttığı akne sonrası ürünleri deneyebilirsiniz.

Dövmenin Sağlığa Zararı Var mı?

Yaz aylarında yapımı artan vücut dövmesinin sağlığa zararı var mı?

Yaz aylarında yapımı artan vücut dövmesinde, AIDS ve bulaşıcı hastalık risklerine karşı steril ortamların ve sağlık müdürlüklerinden onaylı yerlerin tercih edilmesi gerektiği bildirildi.

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Hamdi Memişoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaz mevsiminin başlamasıyla özellikle turistik bölgelerde dövme yaptıranların sayısında önemli oranda artış yaşandığını belirtti.

Sağlıksız koşullarda yapılan dövmeler nedeniyle görülen hastalıklarda da buna bağlı olarak artış yaşandığını ifade eden Prof. Dr. Memişoğlu, şöyle devam etti:

´´Dövme yapımı yarı tıbbi bir uygulama. Bu nedenle Sağlık müdürlüklerinin onayı olmayan yerde yaptırmamalı. Ayrıca, işlem sırasında kullanılan iğneler her kişi için değiştirilmeli. Dövme yaptıran kişi iğnenin değiştirildiğini muhakkak kontrol etmeli. Çünkü steril olmayan iğnelerle yapılan dövmeler hepatit A, B, C, AIDS ile bazı enfeksiyon hastalıklarına yol açabilir. Ayrıca, deri alerjisine yol açabilecek kimyasal boyaların da kesinlikle kullanılmamasına dikkat edilmeli.´´

Selülitten nasıl kurtulurum?

İster şişman, ister zayıf olsun, selülit bazen kaçınılmaz oluyor Ama umutsuzluğa kapılmaya gerek yok, çünkü selülitle mücadelede etkin sonuçlar veren son teknolojik yöntemler imdadınıza yetişiyor.

Öncelikle bilmeniz gerekir ki vücudunuzu sabote eden bu sorunun en önemli nedeni hormonal ve genetik faktörlerdir. Kadınlık hormonu östrojenin fazla salgılanması vedoğum kontrol hapları selülit oluşumunu tetikler. Selüliti, yürüyüş, yüzme gibi hafif sporlar ve doğru tedavi yöntemleriyle kontrol altında tutmak mümkündür. Aşina olduğunuz ve belki de denediğiniz işlemler yerine, size en yeni ve high-tech sistemlerden bahsetmek istiyoruz. Amacımız, faydaları kanıtlanmış olan karboksiterapi, mezoterapi, LPG gibi bilindik tedavilerin pabucunu dama atmak değil, sadece en yeni seçenekleri sizlere tanıtmak…

Ultralyse

Ultrason dalgalarıyla çalışan sistem, cilt altındaki yağ hücrelerini parçalıyor. Yağ hücreleri parçalanarak yağ asitlerine dönüşüyor ve vücut tarafından yakılabilir hale geliyor. On gün aralıklarla beş seans öneriliyor. Her seanstan sonra izlemeniz gereken beş günlük bir diyet programı olduğunu da hatırlatalım. Parçalanan yağ asitlerinin vücut tarafından enerjiye çevrilebilmesi için bu süre boyunca neredeyse hiç yağ tüketmemeniz gerekiyor.

Accent XL

Vücudun güzel görünmesi sadece zayıflığa bağlı değildir. Eğer cildiniz elastikiyetini kaybetmiş ve bağ dokuları zayıflamışsa, selülit daha belirgin hale gelecektir. Radyo frekansı ile çalışan Accent XL sistemi, cilt altı dokusunu yüksek bir ısıya çıkararak cildin kendini onarma mekanizmasını uyarıyor. Böylece cilt hücreleri daha fazla kolajen ve elastin üretmeye başlıyor. Sonuç kesinlikle daha sıkı ve diri bir cilt!

Cildinizi tanıyın, kreminizi seçin

Yanlış kozmetik seçimi ciltte hassasiyet, egzama, akne, renkdeğişikliği hatta kozmetiktahammülsüzlüğü gibi yan etkilere neden olabilir.

Kozmetik ürünler doğru seçilmezse faydadan çok zarar getirebilir. Yanlışkozmetiklerin olumsuz etkilerinden korunmak için bu ürünleri almadan önce cilt analizi yaptırmakta fayda var.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan, günümüzde kadınlar kadar erkeklerin de vazgeçilmezleri arasına giren kozmetik ürünlerde doğru seçimin çok önemli olduğunu vurguladı, yanlış kozmetik seçimiyle ilgili şu uyarılarda bulundu:

“Kozmetik ürünler, kişinin dış görünümünü güzelleştirmek için harici uygulanan ürünler olup, günlük yaşamımızın ayrılmaz parçası durumuna gelmiştir. Başlangıçta sadece kişinin ruh halini düzeltmek amacıyla üretilmiş olsalar da son yıllarda cildimizde oluşabilecek zararları onarmayı ve cildin yaşlanma belirtilerini geciktirmeyi hedefleyen ürünler bulunmaktadır.